2009'un Başından Beri Devam Ettiğimiz TA Orginal Theme v1.5 'i Geliştirerek v2.0 İle Karşınızdayız. Görselliği ve Kolay Kullanım Olanaklarını Titizlikle Gerçekleştirdik.

Yorumları Buradan Takip Edebilirsiniz.

Facebook Sayfasına Buradan Ulaşabilirsiniz.

Hack l TurkishAjan Turkish Hacking&Security Forum

Unicef

Hack l TurkishAjan Turkish Hacking&Security Forum » TA Turkey » Mustafa Kemal Atatürk » Hayatı » ATATÜRK'ün Hayatı

Yeni Konu açCevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme: Değerlendirme: Toplam 4 oy almıştır,  ortalama Değerlendirmesi 4,75 puandır. Stil
Alt 11 Temmuz 2008, 20:40   #1 (permalink)
crematory - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  • Rahat/Root Yönetici
    CRE Şimdi Asker
  • Üyelik tarihi: 04 Temmuz 2008
  • Yaş: 30
  • Mesajlar: 3.267
  • Konular: 1689
  • Ettiği Teşekkür: 68
    238 Mesajında 516 Kez Teşekkür Aldı
Standart

ATATÜRK'ün Hayatı

ATATÜRK'ün Hayatı

HARBİYELİ 1283 MUSTAFA KEMAL

OKULA GİRİŞİ* DERSLERİ VE NOTLARI

Mustafa Kemal Atatürk 1898 yılı Aralık ayının ortalarında Manastır Askerî İdadisi'ni* notları kendisiyle aynı olan Selanikli Ahmet Tevfik'le birlikte birinci olarak bitirmiş ve orta öğrenimini tamamlamıştır. 1899 yılının Mart ayı ortalarına kadar Selanik'te tatilini geçiren Mustafa Kemal* İstanbul Pangaltı'daki Harbiye Mektebi'nde yüksek öğrenimine devam etmek için Selanik'ten vapura biner ve İstanbul'a* Payitaht'a hareket eder. Böylece bütün çocukluğu ve ilk gençlik yıllarının geçtiği Makedonya'dan ilk defa ayrılır.

Birikimi ile yeni bir hayata atılacağı* kişiliği ve düşüncelerinin daha da olgunlaşacağı Harp Okulu'na girişi (duhulü) 1 Mart 1315/13 Mart 1899* Apolet Numarası 1283'tür. "Harbiyeli Mustafa Kemal"* buradaki "1315 Duhullülere Mahsus Künye Defteri" ne "Selanik'te Koca Kasım Paşa Mahalleli Gümrük Memurlarından müteveffa Ali Rıza Efendi'nin mahdumu uzun boylu* beyaz benizli Mustafa Kemal Efendi Selanik 96" olarak* 1282 Selanikli Ahmet Tevfik Efendi (96) ile 1284 Manastırlı Recep Fahri Efendi (95) arasına kaydedilecektir.

Mustafa Kemal* o sene sınıf mevcudu bazı hatıralara göre 900'ü geçen* bazı kaynaklara göre de 736 olan Harp Okulu'nda altı kısma ayrılan birinci sınıfların birinci kısmında idi.
Bu konu yada mesaj "www.turkishajan.com" sitesine aittir.
__________________

Ondandır Bu Vazokonstraktif Atılımgaçlarım Nazal Seviyede Ondan İnhibitör Seviyem Yüksek...

Bu İmzamı Çalan Kişilerin, Kendi Kendine Oluşturabilecekleri Bir İmza Yokmu?
Özenti Gençlik

Arkasından İş Çevirdiğim Kişiler, Geçmişte Arkamdan İş Çevirenleredir...

Pesimden Gelen Tek Sey Golgemdir...
(Anlayana)


Peşime Düşecek, Beni Lanetliyecek, Peşime Köpekler Salacaksınız. Bunların Olmasıda Gerekiyor...
Çünkü Bazen Gerçek Yeterince İyi Değildir. Bazıları Fazlasını Hakeder. Bazen İnsanlar İnançlarının Ödülünü Alır...


"Ya Bir Kahraman Olarak Ölürsün Yada Yeterince Uzun Yaşayıp Haine Dönüştüğünü Görürsün."

__________________________________________________

crematory isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Kullanıcı(lar) Bu Yararlı Mesaj için crematory Nickname'li TurkishAjan Kullanıcısına Teşekkür Ediyor:
PRİNCİPAL (07 Mayıs 2011)
Alt 11 Temmuz 2008, 20:40   #2 (permalink)
crematory - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  • Rahat/Root Yönetici
    CRE Şimdi Asker
  • Üyelik tarihi: 04 Temmuz 2008
  • Yaş: 30
  • Mesajlar: 3.267
  • Konular: 1689
  • Ettiği Teşekkür: 68
    238 Mesajında 516 Kez Teşekkür Aldı
Standart

Salacaklı Ali Fuat Efendi* sınavlarını vererek mektebe kabul edildi. Kendisini birinci sınıfın birinci kısmına ***ür."

emrini verdi. Sonra neden gerek gördü bilmem* ilâve etti: "Fuat Efendi* Müşir şehit Mehmet Ali Paşa'nın torunudur. Dedem Mehmet Ali Paşa* 93 Savaşı'nda (1877-1878) Tuna Orduları Başkumandanı'yken şehit düşmüştü".

İçimde tatlı bir heyecan vardı. Düşlerim gerçekleşmiş* ben de dedem* babam* eniştelerim ve ağabeyim gibi asker olmuştum. Bu uğurda sarf ettiğim çabalar boşa gitmemişti. Albay İbrahim Bey'in odasından çıkarken heyecandan az daha selâm vermeyi unutuyordum. Nöbetçi subayı önde* ben arkasında okulun koridorlarını geçtik. O zamanlar* öğrencilerin hafta tatilleri perşembe günleri öğleden sonra başlar* cuma akşamı sona ererdi. Bugün de cuma olduğu için öğrenciler gruplar halinde şen şakrak okula dönüyorlardı. Aralarında Erzincan Rüştiyesi'nden tanıdığım bazı simalar da vardı.

Kendi odasına geldiğimiz zaman nöbetçi subayı hademelerden birine:

Birinci sınıfın birinci kısım çavuşu Mustafa Efendi buraya gelsin. Emrini verdi. Sonra bana döndü :

Mustafa Efendi* sizden birkaç ay önce Manastır Askeri İdadisi'nden geldi. Çalışkan* iyi huylu ve zeki bir çocuktur. Onunla iyi anlaş.

Kısa bir süre sonra içeriye on yedi* on sekiz yaşlarında; sarı saçlı* parlak mavi gözlü* sarı bıyıklı* pembe yanaklı* zayıfça bir çocuk girdi. Giydiği şık Harbiyeli elbisesini düzgün bedenine pek yakıştırmıştı. Vakurdu. Nöbetçi subayını selamladı:
Emredin efendim.

Senin takımının birinci mangasına* sınavla Harbiye'ye kabul edilen Salacaklı Ali Fuat Efendi'nin kaydını yaptık. Alıp gidin. Kendine ne şekilde hareket etmesi gerektiğini güzelce anlatın. Askeri İdadi'den gelmediğini de dikkate alın.

Sarı saçlı* sarı burma bıyıklı genç Harbiyeli ayaklarını birbirine vurdu.

Emredersiniz efendim* baş üstüne efendim.

Sonra bana döndü. Gayet nazik bir tavırla:

Buyurun arkadaş. dedi* Gidelim.
İkimiz kapıdan birlikte çıktık. Yan yana yürüyorduk. Fakat kolundaki üçü kırmızı ve biri sarı olan şeridi fark edince duruladım. Askerlikte kıdem ve rütbe esastı.

Siz önden geçin çavuşum* ben sizi takip edeyim.

Bu hitabımdan memnun oldu. O önde* ben arkada Dahiliye'den çıktık.

İşte* Türk tarihine şan ve şeref veren aziz ve rahmetli arkadaşım Mustafa Kemal'i böyle tanımıştım. Üzerinden altmış küsur yıl geçmiş olmasına rağmen* o cuma akşamını hâlâ ve bütün heyecanı ile hatırlarım...

Mustafa Kemal* İstanbul'a gelerek 13 Mart 1899'da Pangaltı'daki Harp Okulu'na kaydoldu. İki ay içinde kendisini tanıtarak sınıfının çavuşu oldu.

Şimdi hatıralarıma başladığım yere* Harp Okulu'na dönüyorum. Okula başladığım o cuma akşamını hiç unutmam. Mustafa Kemal önde* ben arkada dahiliyeden çıktık. Okulun asıl koridorundan geçerken koluma girdi:
Önce yatakhaneye çıkalım* size yatacağınız yeri göstereyim. Sonra dershaneye gideriz.

Yatakhanemiz* üst katta Boğaz'a bakan cephenin ortasındaydı. Burasını beğendim. Birinci katta cephesi Nişantaşı istikametinde olan dershanemiz ise* önünde aristokrat daireleri olduğu için içeriye az ışık nüfuz edebiliyordu. Bu yüzden salona "Karanlık Dershane" adı verilmişti. Mustafa Kemal:

Dershanemiz karanlık* fakat bizim yüreklerimiz aydınlıktır.

Dedi ve hangi okuldan geldiğimi sordu. Moda'daki Fransız Sen Josef Lisesi'nde okuduğumu söyledim. Sustu* bir şey daha sormak istediğini* fakat çekindiğini anladım.

Galiba* daha başka şeyler de öğrenmek istiyorsunuz.

Kararsızlığı geçmişti.

Askeri İdadi derslerinin sınavlarını verdiniz mi ?
Hepsinden sınava girdim. Yalnız hesap* geometri ve cebir gibi dersleri Sen Josef'te Fransızca okuduğum için bunlara ait soruların yanıtlarını Fransızca olarak vermek istediğimi söyledim. Sınav Kurulu ricamı kabul etti.

Birden elimi sıktı.

Çok iyi* çok iyi* birbirimize yardımcı olacağız. Merak ettiğim bazı Fransızca eserleri okumak için sık sık sözlüğe müracaat ediyorum. Bundan sonra sizden yararlanmaya çalışacağım.

Bu sırada çavuş işaretinin üzerindeki sarı şerit dikkatimi çekti. Neye delalet ettiğini sordum. Meğer Fransızca sınavına girmiş* başarı kazanmış* ondan dolayı bu şeridi de ilave etmişler. O zamanlar Türk okullarında yabancı dil öğrenimi kolay değildi. Kendi kendisine çalıştığı ve büyük çaba gösterdiği kesindi: Toplamı yedi yüz elli kişiyi bulan birinci sınıfta* kendisi gibi dil bilenlerin sayısının parmakla sayılacak kadar az olduğunu söyledi. Sonra:

Ailenizde asker var mı?

Diye bir soru sordu:

Ailemizin bütün erkekleri askerdir.

Yanıtını verdim. Memnun oldu. Biz konuşmaya devam ederken arkadan:

Fuat* Fuat!
Diye birisinin bağırdığını duydum. Başımı çevirdim* Mehmet Ali ağabeyim bize doğru geliyordu. Kendisine sınıfımızın çavuşunu tanıttım. El sıkıştılar. Okulun üçüncü sınıfında olan ağabeyim:

Mustafa Kemal Efendi'yi gıyaben tanıyorum* dedi.

Manastır'dan gelen arkadaşlar çok övgüde bulundular.

Yeni arkadaşım* övülmekten utanıyormuş gibi başını hafifçe önüne eğdi ve öylece teşekkür etti.

"Kısım Çavuşu" Mustafa Kemal* kısımda önce "Sınıf Başçavuşu" Ispartalı Faik ve Ömer Abdülkadir Yanya ile birlikte birinci sırada oturuyordu. Sonra yanlarına Ali Fuat'ı da alarak dört samimi arkadaş birlikte oturmaya başladılar. Ali Fuat Cebesoy* bunu şöyle anlatıyor:

"Ertesi günü derslere başladım. Birinci sıranın baş tarafında Başçavuşumuz Ispartalı Faik oturuyordu. Bu öğrenci* Bursa Askerî İdadisi'nin birincisiydi. Zeki ve bilgili bir gençti. Ne yazık ki* son sınıfta bir kazaya uğradı ve askerlikten ayrılmak zorunda kaldı. Ispartalı Faik'in yanında Mustafa Kemal ve Ömer Abdülkadir Yanya vardı. Bu kişi* Birinci Dünya Savaşı'nda Sadrazam Talat Paşa'nın yaverliğini yapmıştır. Ben yeni geldiğim için arka sıralardaydım. Fakat birkaç gün sonra durum değişti. Mustafa Kemal* Ispartalı Faik ile konuşmuş:

Salacaklı Fuat'ı bizim sıraya alalım.

Demiş* Ispartalı da bu öneriyi iyi karşılamış olacak ki* öğle yemeğinde yanıma gelen Mustafa Kemal:

Bizimle beraber oturmak ister misiniz?

Diye sordu. Çok memnun oldum.

Siz nasıl emrederseniz* çavuşum.

Yanıtını verdim. Öğleden sonra birinci sıraya geçtim. Şimdi sağımda Mustafa Kemal* solumda Ömer Abdülkadir Yanya vardı. Dördümüz de iyi anlaşmıştık."

__________________
Bu konu yada mesaj "www.turkishajan.com" sitesine aittir.
__________________

Ondandır Bu Vazokonstraktif Atılımgaçlarım Nazal Seviyede Ondan İnhibitör Seviyem Yüksek...

Bu İmzamı Çalan Kişilerin, Kendi Kendine Oluşturabilecekleri Bir İmza Yokmu?
Özenti Gençlik

Arkasından İş Çevirdiğim Kişiler, Geçmişte Arkamdan İş Çevirenleredir...

Pesimden Gelen Tek Sey Golgemdir...
(Anlayana)


Peşime Düşecek, Beni Lanetliyecek, Peşime Köpekler Salacaksınız. Bunların Olmasıda Gerekiyor...
Çünkü Bazen Gerçek Yeterince İyi Değildir. Bazıları Fazlasını Hakeder. Bazen İnsanlar İnançlarının Ödülünü Alır...


"Ya Bir Kahraman Olarak Ölürsün Yada Yeterince Uzun Yaşayıp Haine Dönüştüğünü Görürsün."

__________________________________________________

crematory isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Temmuz 2008, 20:41   #3 (permalink)
crematory - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  • Rahat/Root Yönetici
    CRE Şimdi Asker
  • Üyelik tarihi: 04 Temmuz 2008
  • Yaş: 30
  • Mesajlar: 3.267
  • Konular: 1689
  • Ettiği Teşekkür: 68
    238 Mesajında 516 Kez Teşekkür Aldı
Standart

HARP OKULU KÜNYE BİLGİLER


Mustafa Kemal Atatürk hakkında yapılan biyografi çalışmalarında onun öğrenim hayatı ile ilgili verilen bilgilerin çoğunun yanlış olduğu görülmektedir. Bu yanlışlıklardan Harp Okulu'ndaki dönemi de kurtulamamış* arşiv çalışması yapılmadan genellikle birbirinden aktarmalarla ve Rumi* Hicri tarihleri Miladi tarihlere çevirirken yapılan hatalarla bu yanlışlıklar devam edip gitmiştir. Hatta* bu biyografilerin yanlışlarını düzeltmek iddiası ile ortaya çıkanlardan bazıları da yeni yanlışlara düşmüşlerdir.

Notları* toplam not üzerinden sırası ve derslerle ilgili bilgileri yukarıda verdiğimiz için bir kenara bırakacak olursak* Mustafa Kemal'in diğer künye bilgileri belgelere göre şu şekildedir:


Duhulü: 1 Mart 1315 (13 Mart 1899 Pazartesi). Apolet Numarası: 1283. Diploma Numarası: 5998. Üçüncü Sınıfta sınav sonuçlarının ve yeni subayların isimlerinin açıklanması ve öğrencilerin 39 günlük bayram iznine gitmeleri: 22 Teşrinisani 1317 (05 Aralık 1901 Perşembe). Bayramın Bitişi: 31 Kanunuevvel 1317 (13 Ocak 1902 Pazartesi). Diploma töreni ve diplomaların verilişi: 12 Kanunusani 1317 (25 Ocak 1902 Cumartesi). Neşeti (Harp Okulu'ndan Çıkışı): 28 Kanunusani 1317 (10 Şubat 1902 Pazartesi).

Önemli bir yanlışlık konusu da Mustafa Kemal'in "Sicili"dir. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Arşivi'nde bulunan "Özlük Dosyası"nda sicili "1317-P. 8"* (1317-Piyade-8) olarak görülmektedir. Buradaki 1317 Rumi tarihi bazı kaynaklarda 1901* bazı kaynaklarda 1902 olarak çevrilmektedir. Bunun doğrusu 1901'dir. Okul o dönemde 13 Mart tarihinde eğitim ve öğretime başlamakta* Aralık ayı sonunda da eğitim-öğretim yılı bitmektedir. 1317 Rumi yılı 01 Mart ile 28 Şubat arasında 12 ayı kapsamaktadır. 1317 Rumi yılının toplam 9 ay ve 18 günü yani 14 Mart ile 31 Aralık arası Miladi 1901 yılındadır. 1901 yılının Mart ayında 18 gün* diğer Nisan* Mayıs* Haziran* Temmuz* Ağustos* Eylül* Ekim* Kasım ve Aralık aylarının tamamı 1317 yılına aittir. 1317 yılının sadece 2 ay ve 13 günü yani* 01 Ocak ile 13 Mart tarihleri arası Miladi 1902 yılındadır. 1902'nin Ocak* Şubat aylarının tamamı ile Mart ayının 13 günü* Rumi 1317 yılındadır. Bu duruma göre* Mustafa Kemal ve diğer "1315 Duhullü" Harbiyeliler* "1901 Devresi" olmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk'ün Sicili de "1901-Piyade-8" dir.
Mustafa Kemal'in "sicili" bazı yayınlarda "Piyade-1474" olarak verilmektedir. Bu bilginin en eski kaynağının Muharrem Mazlum (İskora)'un eseri olduğu görülmektedir. Bunun Mustafa Kemal'in Akademi'deki numarası olması muhtemeldir. Özlük dosyası bilgileri* Onun "subay sicili"nin "1317-Piyade-8" (1901-Piyade-8) olduğunu tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır.
Bu konu yada mesaj "www.turkishajan.com" sitesine aittir.
__________________

Ondandır Bu Vazokonstraktif Atılımgaçlarım Nazal Seviyede Ondan İnhibitör Seviyem Yüksek...

Bu İmzamı Çalan Kişilerin, Kendi Kendine Oluşturabilecekleri Bir İmza Yokmu?
Özenti Gençlik

Arkasından İş Çevirdiğim Kişiler, Geçmişte Arkamdan İş Çevirenleredir...

Pesimden Gelen Tek Sey Golgemdir...
(Anlayana)


Peşime Düşecek, Beni Lanetliyecek, Peşime Köpekler Salacaksınız. Bunların Olmasıda Gerekiyor...
Çünkü Bazen Gerçek Yeterince İyi Değildir. Bazıları Fazlasını Hakeder. Bazen İnsanlar İnançlarının Ödülünü Alır...


"Ya Bir Kahraman Olarak Ölürsün Yada Yeterince Uzun Yaşayıp Haine Dönüştüğünü Görürsün."

__________________________________________________

crematory isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Temmuz 2008, 20:41   #4 (permalink)
crematory - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  • Rahat/Root Yönetici
    CRE Şimdi Asker
  • Üyelik tarihi: 04 Temmuz 2008
  • Yaş: 30
  • Mesajlar: 3.267
  • Konular: 1689
  • Ettiği Teşekkür: 68
    238 Mesajında 516 Kez Teşekkür Aldı
Standart

HARBİYELİ 1283 MUSTAFA KEMAL

ARKADAŞLARI* ÖĞRETMENLERİ VE FAALİYETLERİ

Mustafa Kemal'in Harbiye'deki arkadaşları öncelikle Manastır İdadisi'nden gelenlerdi. Bunlar arasında* Ahmet Tevfik ilk sırayı almaktadır. Çocukluk arkadaşı* Rüştiye ve İdadi'de de birlikte okuduğu Mustafa Nuri (Conker)* Lütfi Müfit (Özdeş)* Ali Fuat (Cebesoy)* Arif (Ayıcı)* Hayri (Tırnovacık)* Kazım (Karabekir)* Ömer Naci* İsmail Hakkı (Pars)* Kazım (İnanç)* Kazım (Özalp)* Ali Fethi (Okyar)* onu takip eden arkadaşlarıydı. Bunların bazıları kendi devresi* bazıları da kendisinden önce veya sonraki devrenin öğrencileri idi.

Hayri Paşa (Tırnovacık)* anılarında gazeteci Naci Sadullah'ın "sınıfta* en fazla kimlerle samimi konuşurlardı Paşam?" sorusuna şu cevabı vermiştir: "Manastır İdadisi'nden kendileriyle birlikte gelen Tevfik Bey'le ki bu kıymetli arkadaşı mektepten mezun olduğumuz sene kaybettik. Sonra şimdi Kırşehir mebusu bulunan Müfit Bey de samimi dostlarındandı..."

Ali Fuat Cebesoy okuldaki arkadaşları ve arkadaşlıkları ile ilgili şunları yazmaktadır: "Günler geçtikçe yeni arkadaşlar edindim. Bunların arasında ikinci sınıfta okuyan Pirlepeli Ali Fethi (rahmetli Fethi Okyar) da vardı. Bir gün öğle namazından çıkarken Mustafa Kemal elimden tuttu. Yanımızdan geçmekte olan Ali Fethi'ye:

"Sana söz etmiş olduğum arkadaşım* Salacaklı Ali Fuat diye tanıttı. E1 sıkıştık. Nazik ve terbiyeli bir çocuktu. Hafta tatilinde üçümüz beraber çıktık. Beyoğlu'nda gezdik* dolaştık. Onlar beni vapura kadar ***ürüp uğurladılar. Cafer Tayyar Edirne (General Cafer Tayyar Eğilmez) de Fethi'nin sınıfındaydı. Kendisi ile çok yakın arkadaşlığımız olmuştur. Ağabeyimin sınıfından Enver'i (Birinci Dünya Savaşı'nda Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili olan Enver Paşa) de orada tanıdım. Yakışıklı ve güzel bir gençti. Selahattin Adil (Rahmetli Korgeneral) de aynı sınıftaydı. Enver'in amcası Halil (Birinci Dünya Savaşı'nda Ordu Kumandanlığı yapan rahmetli Orgeneral Halil Kut)* bizim sınıfın üçüncü kısmında okuyordu. Halil Paşa ile olan arkadaşlığımız o tarihte başlar.

"Erzincan Askeri Rüştiyesi'nden tanıdığım bazı öğrenciler* ben Fransız Lisesi'nde dil öğrenmek için iki yıl hazırlığa devam etmek zorunda kaldığım için* Harbiye'de üçüncü sınıfa geçmişlerdi. Bunların arasında Fahrettin (Emekli Orgeneral Fahrettin Altay) da vardı."

Mustafa Kemal Harbiye'de öğretime başladığı sırada* okul komutanı 24 yıl (1884-1908) bu kutsal yuvaya komutanlık yapmış olan Mustafa Zeki Paşa; öğretim başkanı* o zamanki ismi ile "ders nazırı"* daha sonra Çanakkale'de kendisine kolordu komutanlığı yapacak olan Esat Paşa'dır.

Mustafa Kemal'in Harp Okulu'ndaki öğretmenleri arasında* onun kişiliğini etkileyen ve onu hayata hazırlayan çok değerli öğretmenleri olduğunu görüyoruz. Bunlar arasında; sonradan İstanbul Üniversitesi'nde Profesör olan* Türk Tarih Kurumu kurucu üyesi ve Milletvekili olan Fransızca öğretmeni Necip Asım (Yazıksız) Bey (1861-1935)* Talim Öğretmeni Rahmi Paşa ve onun maiyetindeki Binbaşı Fazıl Bey* sonra Korgeneral ve milletvekili olan Yüzbaşı Naci (İldeniz)Bey ve Teğmen Osman Efendi bulunuyordu.

Ali Fuat Cebesoy öğretmenleri hakkında şunları anlatmıştır: "Hocalarımızdan memnunduk. Talim öğretmenlerimizin başında öğrenimini Almanya'da yapmış olan Rahmi Paşa bulunuyordu. Maiyetinde Birinci Dünya Savaşı'nda ölen* Hünkâr yaverlerinden Binbaşı Fazıl Bey* Yüzbaşı Naci (Rahmetli Korgeneral ve Milletvekili Naci Eldeniz) ve Teğmen Erzurumlu Osman Efendi vardı. Osman Efendi talim yaptırırken: "Birinci mangadan sağdan itibaren beş kişi kop da gel !" Diye bizleri çağırırdı. Bundan dolayı kendisine Kopdagel adını vermiştik. Daha sonra bu lakabı kendisi de beğenmiş olacak ki* soyadı olarak almıştır.

Mustafa Kemal en ziyade Yüzbaşı Naci Bey'i sayar ve severdi. Hatırımda yanlış kalmadıysa* Manastır'dan tanışıyorlardı. Bu saygı ölünceye kadar devam etti. Çok yıllar önce Naci Paşa Kolordu Kumandanıyken bir münasebetle Atatürk'ü ziyaret etmişti. Ben de oradaydım. Kendisine çok itibar etti. "Buyurunuz hocam." Diye yer gösterdi ve sonra bana döndü : "Naci Paşa Hazretleri'nin"* dedi* "İkimizin üzerinde de emeği vardır." Ben* okula geldikten on beş gün kadar sonra Ders Nazırlığı'na Yanyalı Esat Paşa atandı. O zaman rütbesi albaydı. Taşkentli Mehmet Kaçın'ın sülalesinden olan Esat Paşa vatanperver ve bilgili bir askerdi. Harp Okulu'nda ve Harp Akademisi'nde birçok ıslahat yapmıştır. Bu kişi Balkan Savaşı'nda Yanya Savunması'nda benim kumandanımdı. Onun kolordusunun Kurmay Başkanlığı'nı yaptım* yine onun emri altında 23. Tümen Kumandan Vekili olarak Pasita ve Pizani mevkilerini müdafaa ettim. Yaralandığım zaman çok üzülmüştü.

Esat Paşa* Çanakkale Savaşları'nda Atatürk'e de kumandanlık etmiştir. Atatürk'ün meşhur 19. Tümeni Esat Paşa'nın kumandasındaki 3. Kolordu'nun kuruluşu içindeydi."

Okul arkadaşlarının anlattıklarından Harbiyeli Mustafa Kemal'in* bu dönemde hem Fransızca'sını geliştirdiği* hem de memleket meseleleri üzerindeki düşüncelerinin daha da olgunlaştığı görülmektedir. Onun nasıl bir öğrenci olduğunu ve ileriye dönük hangi düşüncelere sahip olduğunu göstermek için Harbiye öğrenciliği ile ilgili bazı anıları buraya aynen alıyoruz.

En samimi arkadaşlarından Lütfi Müfit (Özdeş)'e göre Harbiyeli Mustafa Kemal:

"Gazi Hazretleri askerî idadisinden 315 yılında Harbiye mektebine gelmişlerdi. Orada* İstanbul Erzurum* Şam* Bağdat idadilerinin sınıfları da toplanmışlardı. Sınıf mevcudu dokuz yüzü geçiyordu. Bu sebeple tedrisatın kolaylaştırılması için sınıf altı kısma ayrılmıştı. Gazi Hazretleri birinci kısımda idiler. 317 de üç Harbiye sınıfı bitirilerek otuz dokuz efendi Erkân-ı Harbiye namzeti birinci sınıfına seçildi.

Harbiye'den çıkan Büyük Şefin gerek Harbiye ve gerekse Erkân-ı Harbiye namzeti sınıflarında geçirdikleri tahsil hayatı öyle birkaç cümle veya satırla ifade edilebilecek bir mevzu değildir. Onun altı senelik hayatı ciltler dolduracak başlı başına bir tarihtir.

Daha o zaman mektepte iken* şuursuz* düşüncesiz kötü bir idareye karşı vicdan ve ruhundan fışkıran inkılapçı düşünceleri bilhassa kayda şayandır. Her okuduğu ders* her mütalaa ettiği ilim ve fenni dikkatle tahlil ederek neticeyi alırdı. Bütün talebe arkadaşlarının ders müşküllerini makul ve mukni cevaplarla izah ederdi. Erkân-ı Harbiye'de mesleğe ait ihtisas derslerinde en iyi notu Büyük Şef almıştır." Lütfü Müfit Bey Gazi Hazretlerinin istibdat devrinde mektepteki hatıralarını anlatırken onun gazete çıkararak talebe arkadaşlarını tenvir ettiğini kaydetmiş ve böyle devam etmişti:

" Büyük Şef şuursuz idareden o derece ıstırap duymuştu ki* daha mektepte iken o zamanki idareye karşı arkadaşları ile hasbıhaller* tenkitlere başlamış ve hatta büyük tehlikelere rağmen haftada bir iki defa gizli olarak gazete bile çıkarmışlardır.

Daha o zaman evlâdı bulunduğu asil Türk milletine ileride ne büyük hizmetler yapmağa namzet olduğunu pek güzel anlatıyordu. Onun her haline olduğu gibi dürüst düşüncelerine meftun olan ve candan inanan arkadaşları O Büyük Adamın etrafına toplanmışlardı."

Hayri Paşa (Tırnovacık) Gazeteci Naci Sadullah'a anlatıyor:

"… Gazi Hazretleri sınıfın en zeki talebesiydi. Hallerinden* yaşlarından umulmayan bir olgunluk vardı. Çok kuvvetli bir ikna kabiliyetine sahipti Herhangi kavgaya tek defa olsun karıştığını hatırlamıyorum.

Mekteplerde*intikal kabiliyetinin ve zekalarının kıtlığını* zorlamalarla telafiye çalışan bedbaht talebeler vardır. Bu zorlamalardan müstağni olan Gazi Hazretlerinin kitaplar üzerinde mütemadiyen kafa patlatan ezberciler gibi de çalıştığını hatırlamıyorum. Bilhassa merak ettikleri derslerle fazla meşgul olurlardı. Riyaziye (Matematik)ve edebiyata karşı fazla düşkünlüğü vardı. En çok okudukları Tevfik Fikret'in bilhassa Sis manzumesini beğenirlerdi. Namık Kemal'i* Abdülhak Hamit'i okumaktan da zevk duyarlardı.

"En fazla meşgul oldukları şeylerden biri de zamanın felsefesi ve fikri cereyanları idi. Toplumun henüz halledilmemiş davalarıyla dimağlarını meşgul ederlerdi. Darvin nazariyesiyle de çok meşgul olurlar* papazlar dini neşriyatını dikkatle takip ederlerdi."

Sınıftaki durumu*davranışları nasıldı?

Gazi Hazretleri*sınıfımızın en yakışıklı* en şık* en temiz giyinen talebesiydi. Kendisi* muasır hayatın İstanbul'dan evvel yer bulduğu Selanik'te bulundukları için cemiyetin ince muaşeret kaidelerine hepimizden fazla vakıftı. Beyrut'tayken de davet edildiğimiz yüksek mahfellerde gayet güzel dans etmeleri*çok serbest halleri ve çok tatlı konuşmalarıyla kadınlar ve erkekler arasında büyük tesir ve itibarla hepimize geniş bir iftihar hissesi ayırmışlardır.
Bu konu yada mesaj "www.turkishajan.com" sitesine aittir.
__________________

Ondandır Bu Vazokonstraktif Atılımgaçlarım Nazal Seviyede Ondan İnhibitör Seviyem Yüksek...

Bu İmzamı Çalan Kişilerin, Kendi Kendine Oluşturabilecekleri Bir İmza Yokmu?
Özenti Gençlik

Arkasından İş Çevirdiğim Kişiler, Geçmişte Arkamdan İş Çevirenleredir...

Pesimden Gelen Tek Sey Golgemdir...
(Anlayana)


Peşime Düşecek, Beni Lanetliyecek, Peşime Köpekler Salacaksınız. Bunların Olmasıda Gerekiyor...
Çünkü Bazen Gerçek Yeterince İyi Değildir. Bazıları Fazlasını Hakeder. Bazen İnsanlar İnançlarının Ödülünü Alır...


"Ya Bir Kahraman Olarak Ölürsün Yada Yeterince Uzun Yaşayıp Haine Dönüştüğünü Görürsün."

__________________________________________________

crematory isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Temmuz 2008, 20:41   #5 (permalink)
crematory - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  • Rahat/Root Yönetici
    CRE Şimdi Asker
  • Üyelik tarihi: 04 Temmuz 2008
  • Yaş: 30
  • Mesajlar: 3.267
  • Konular: 1689
  • Ettiği Teşekkür: 68
    238 Mesajında 516 Kez Teşekkür Aldı
Standart

Sınıfta en fazla kimlerle konuşurlardı Paşam?

Manastır İdadisi'nden kendileriyle beraber gelen Tevfik Bey'le* ki bu kıymetli arkadaşı mektepten mezun olduğu zaman kaybettik.

Sonra şimdi Kırşehir mebusu bulunan Müfit Bey'de samimi dostlarındandı…"

Manastır ve Harp Okulu'nda kendisini bir devre arkadan takip eden Kazım Özalp Paşa da Harbiye'deki arkadaşlıkları hakkında şunları anlatmıştır: "1899 yılında Mustafa Kemal İstanbul'a Harp Okulu'na gitti. Bir yıl sonra ben de aynı okula gittim. Böylece arkadaşlığımız tekrar başladı. Manastır İdadisi'nden Harbiye'ye gelenler tatil günlerinde genellikle Babıali'deki Stefan'ın kıraathanesinde veya Sirkeci'deki Yani'nin kahvehanesinde buluşurlardı. Buralardaki sohbetlerimiz önceki yıllara göre daha anlamlı ve tartışmalı olurdu. Tavladan başka* imkan bulduğumuz için bilardo da oynamaya çalışırdık..."

Harp Okulu'nda Mustafa Kemal'den bir devre önce olan (1900-Piyade-2) fakat* okulu bitirdiğinde bir sene "tebdil-i hava" raporu alarak memleketine giden ve Harp Akademisi'ne bir yıl sonra başlayan Asım Gündüz* orada Mustafa Kemal'lerle birlikte aynı sınıfları okumuştur. Anılarında Harbiyeli Mustafa Kemal'i şöyle anlatmaktadır:

"Kuleli'den sonra Harbiye'ye geçtim. Manastır* Şam ve Erzurum İdadilerinden gelen arkadaşlar Harbiye'de toplanmıştık. Bu defa da çeşitli idadilerden gelen arkadaşlar arasında üstünlük yarısı başlamıştı. Bu yarış* zaman zaman büyük geçimsizliklere yol açıyordu.

Kuleli'den mezun olurken aldığım notlar* diğer idadilerden gelen arkadaşların notlarından daha yüksek olduğu için sınıf birincisi ve başçavuş olmuştum. Harp okulunda bulunduğum sürede sınıf birinciliğim ve başçavuşluğum devam etti.

Harp Okulunu bitirdiğim zaman hastalanmış ve okul hastanesi raporuyla bir yıl hava tebdili olarak memleketime gitmiştim. O zaman* Harbiye'yi birincilikle onunculuk arasında bitirenler* Harp Akademisi sınıflarına ayrılırlardı. Harp Okulunu birincilikle bitirmiş olmama rağmen* rahatsızlığım sebebiyle Harp Akademisi'ne* ancak bir yıl sonra gidebildim. Böylece Mustafa Kemal* Ali Fuat Cebesoy ve Ali Ihsan Sabis'le Harp Akademisi'nde beraber oldum. Daha önce de sınıf birincisi olmam ve notlarımın o yılın sınıf birincisi Ali Ihsan Sabis'ten 14 numara yüksek bulunması dolayısıyla yine sınıf kıdemlisi seçildim.

Gerek Harbiye'de* gerek Harp Akademisi'nde bir şey dikkatimi çekmişti. Doğu illerinden ve Anadolu'dan gelen arkadaşlar* İstanbullular gibi* yalnız dersleriyle meşguldüler. Sadece Manastır İdadisi'nden gelen arkadaşlarımız daha çok uyanık* daha çok Batı'ya dönüktüler. Onlar derslerinin dışında memleketin meselelerini de tartışıyorlar* bu konularda fikirler ileri sürüyorlardı. Mustafa Kemal de bunlardandı.

Beni* Mustafa Kemal'le ilk tanıştıran eski arkadaşım Fethi Bey (Okyar) olmuştu. Mustafa Kemal* çok güzel giyinir* çok güzel konuşur* kimseyi kırmaz* terbiyeli bir çocuktu. Doğup büyüdüğü Selanik'in batıyla daha çok bağlantılı bulunması sebebiyle olacak* dikkati çeken fikirleri vardı. Etrafına topladığı arkadaşlarla cesaretle konuşuyor* onları güzel konuşmasıyla kısa zamanda tesiri altına alıyordu. Bizlerin okumadığımız bir çok vatan şiirlerini sık sık tekrarlıyordu. Namık Kemal'in bütün şiirlerini bir defterde toplamıştı. Bu şiirleri kısa zamanda bütün arkadaşlar defterlerimize yazmış ve ezberlemiştik. Mustafa Kemal "Milletleri uyandıracak olan fikir adamları* devlet adamlarıdır" diyordu. Yabancı lisana karşı büyük bir hevesi vardı. Bu maksatla. Beyoğlu'nda bir Fransız madamına pansiyoner olmuştu. Bu Fransız kadın* Fransız sefareti kuryeleriyle* ittihatçıların Paris'te yayınladıkları gazeteleri getirtiyor ve Mustafa Kemal'e veriyordu. Fransız kadın aynı zamanda Mustafa Kemal'e Fransızca dersi veriyordu. Bizler* Vatan* Millet ve Türklük fikirlerini ilk defa* Harp Akademisi sıralarında ondan duymuştuk. Bizim sınıfta en iyi Fransızca bilen Ali Fuat'tı (Cebesoy). Çünkü* Ali Fuat Fransız okulundan Harbiye'ye gelmişti. Onu takiben de Mustafa Kemal iyi Fransızca bilirdi. Mustafa Kemal* Harbiye'de iken her tatilde Selânik'te bir Fransız okulunun tatil kurslarına devam ederek lisanını ilerlettiğini söylerdi."

Bütün bu anlatılanlardan anlaşılmaktadır ki* Harp Okulu eğitimi ve öğrenimi dönemi* Mustafa Kemal'in hem vatan* millet* Türklük fikirlerinin olgunlaşmasında* hem de Batıya dönük "çağdaşlaşma" düşüncelerinin gelişmesinde önemli bir dönem olmuştur. Ayrıca bu fikirlerini arkadaşlarına da anlatması* okula bu fikirleri yaymak için bir gazete çıkarma girişiminde bulunması* onun daha o dönemde liderlik özelliklerinin gelişmeye başladığını da göstermektedir. O* yine bu dönemde özellikle ilk sınıfta İstanbul'un sosyal hayatı içinde kendisini bulmuş görünmektedir. "İçki" ve "dans" konusunda da bazı ilk deneyimlerin burada yaşandığı bilinmektedir.

Son yapılan araştırmalara göre Mustafa Kemal'in Harp Okulu'nda iken "şiir yazıp* dergilere gönderdiği" bilgisinin de yanlış olduğu anlaşılmıştır. Şiir okuyan* arkadaşlarına şiir okutan Mustafa Kemal Atatürk* şiir yazan bir başka Mustafa Kemal ile karıştırılmıştır.
Bu konu yada mesaj "www.turkishajan.com" sitesine aittir.
__________________

Ondandır Bu Vazokonstraktif Atılımgaçlarım Nazal Seviyede Ondan İnhibitör Seviyem Yüksek...

Bu İmzamı Çalan Kişilerin, Kendi Kendine Oluşturabilecekleri Bir İmza Yokmu?
Özenti Gençlik

Arkasından İş Çevirdiğim Kişiler, Geçmişte Arkamdan İş Çevirenleredir...

Pesimden Gelen Tek Sey Golgemdir...
(Anlayana)


Peşime Düşecek, Beni Lanetliyecek, Peşime Köpekler Salacaksınız. Bunların Olmasıda Gerekiyor...
Çünkü Bazen Gerçek Yeterince İyi Değildir. Bazıları Fazlasını Hakeder. Bazen İnsanlar İnançlarının Ödülünü Alır...


"Ya Bir Kahraman Olarak Ölürsün Yada Yeterince Uzun Yaşayıp Haine Dönüştüğünü Görürsün."

__________________________________________________

crematory isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Temmuz 2008, 20:41   #6 (permalink)
crematory - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  • Rahat/Root Yönetici
    CRE Şimdi Asker
  • Üyelik tarihi: 04 Temmuz 2008
  • Yaş: 30
  • Mesajlar: 3.267
  • Konular: 1689
  • Ettiği Teşekkür: 68
    238 Mesajında 516 Kez Teşekkür Aldı
Standart

SOYU* AİLESİ VE KARDEŞLERİ

Mustafa Kemal Atatürk*1881(Rumi 1296) yılında Selanik'te Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahhane Caddesi'nde bugün müze olan üç katlı bir evde dünyaya geldi.Babası o sırada kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi* annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi* Kızıl Hafız Ahmet Efendi; anne tarafından dedesi ise* Sofu-zade (Sofi-zade) Feyzullah Efendi'dir.

Mustafa Kemal'in hem baba* hem de anne tarafından soyu Rumeli'nin fethinden sonra buraların Türkleştirilmesi için Anadolu'dan göçürülerek iskân edilen "Yörük" (Yürük) veya "Türkmenler"den gelmektedir.
Mustafa Kemal Atatürk'ün baba soyu* Karaman'dan gelerek Manastır Vilayeti'nin Debre-i Balâ Sancağı'na bağlı Kocacık'a yerleşmişlerdir. Kocacık* bugünkü Makedonya Cumhuriyeti'nde Arnavutluk sınırına yakın olan Debre şehrine bağlı bir nahiyedir. Aile sonradan (muhtemelen 1830'larda) Selanik'e göç etmiş; Ali Rıza Efendi de muhtemelen 1839'da Selanik'te dünyaya gelmiştir. Dedesi Ahmet ve dedesinin kardeşi Hafız Mehmet Emin'in taşıdığı "Kızıl" lâkabı ve yerleştikleri nahiyenin adı olan "Kocacık"ın da gösterdiği üzere* Mustafa Kemal'in baba tarafından soyu Anadolu'nun da Türkleşmesinde önemli roller oynayan "Kızıl-Oğuz" yahut "Kocacık Yörükleri* Türkmenleri"nden gelmektedir.



Atatürk'ün Dedesi Kızıl Hafız Ahmet Efendi'nin Evi
Kocacık Köyü / Debre-Makedonya
Mustafa Kemal Atatürk'ün anne soyu da* Konya/Karaman'dan gelerek Selanik ile Manastır'ın arasında bulunan Vodina Sancağı'na bağlı "Sarıgöl" de denilen "Kayalar" Nahiyesine yerleştiler. Aile* sonradan Selanik yakınlarında bugün de kaplıcaları ile meşhur olan Lankaza'ya yerleşmiştir. Dedesi Feyzullah Efendi'in taşıdığı "Sofu-zade" (Sofular) lâkabı* yerleştikleri Sarıgöl bölgesindeki yer adları ve ailedeki hatıraların gösterdiği üzere* Atatürk'ün anne soyu Konya/Karaman'dan Rumeli'ye gelen ve bundan dolayı da "Konyarlar" olarak Rumeli'de anılan Yürük* Türkmenlerdendir. Zübeyde Hanım* 1857'de Lankaza'da dünyaya gelmiştir.
Bu konu yada mesaj "www.turkishajan.com" sitesine aittir.
__________________

Ondandır Bu Vazokonstraktif Atılımgaçlarım Nazal Seviyede Ondan İnhibitör Seviyem Yüksek...

Bu İmzamı Çalan Kişilerin, Kendi Kendine Oluşturabilecekleri Bir İmza Yokmu?
Özenti Gençlik

Arkasından İş Çevirdiğim Kişiler, Geçmişte Arkamdan İş Çevirenleredir...

Pesimden Gelen Tek Sey Golgemdir...
(Anlayana)


Peşime Düşecek, Beni Lanetliyecek, Peşime Köpekler Salacaksınız. Bunların Olmasıda Gerekiyor...
Çünkü Bazen Gerçek Yeterince İyi Değildir. Bazıları Fazlasını Hakeder. Bazen İnsanlar İnançlarının Ödülünü Alır...


"Ya Bir Kahraman Olarak Ölürsün Yada Yeterince Uzun Yaşayıp Haine Dönüştüğünü Görürsün."

__________________________________________________

crematory isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Temmuz 2008, 20:41   #7 (permalink)
crematory - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  • Rahat/Root Yönetici
    CRE Şimdi Asker
  • Üyelik tarihi: 04 Temmuz 2008
  • Yaş: 30
  • Mesajlar: 3.267
  • Konular: 1689
  • Ettiği Teşekkür: 68
    238 Mesajında 516 Kez Teşekkür Aldı
Standart

SOYU* AİLESİ VE KARDEŞLERİ


1857 doğumlu Zübeyde Hanım ile 1839 doğumlu Ali Rıza Efendi 1870 veya 1871 yılında evlendiler. Bu evlilikten altı çocukları olmuştur: Fatma (1871/72-1875)* Ahmet (1874-1883)* Ömer (1875-1883)* Mustafa (Kemal Atatürk) (1881-1938)* Makbule (Boysan* Atadan) (1885-1956) ve Naciye (1889-1901). Bu çocuklardan Fatma dört* Ahmet Dokuz* Ömer sekiz yaşlarında o senelerde Rumeli'yi kasıp kavuran salgın kuşpalazı (difteri) hastalığından çocuk yaşlarında öldüler En küçükleri Naciye Mustafa Kemal Harp Okulu'nu bitirdiği sene* oniki yaşında hayata gözlerini kapadı. Ailede çocuklardan en uzun yaşayan Makbule Hanım olmuştur.

Ali Rıza Efendi Zübeyde Hanım

Babası Ali Rıza Efendi'nin hastalanarak 28 Kasım 1893 tarinde vefat etmesi üzerine 12 yaşında yetim kalan Mustafa Kemal ve iki küçük kardeşin (Makbule ve Naciye) büyütülmesi ve yetiştirilmesi görevi* büyük Türk kadını Zübeyde Hanım'a düştü.
Bu konu yada mesaj "www.turkishajan.com" sitesine aittir.
__________________

Ondandır Bu Vazokonstraktif Atılımgaçlarım Nazal Seviyede Ondan İnhibitör Seviyem Yüksek...

Bu İmzamı Çalan Kişilerin, Kendi Kendine Oluşturabilecekleri Bir İmza Yokmu?
Özenti Gençlik

Arkasından İş Çevirdiğim Kişiler, Geçmişte Arkamdan İş Çevirenleredir...

Pesimden Gelen Tek Sey Golgemdir...
(Anlayana)


Peşime Düşecek, Beni Lanetliyecek, Peşime Köpekler Salacaksınız. Bunların Olmasıda Gerekiyor...
Çünkü Bazen Gerçek Yeterince İyi Değildir. Bazıları Fazlasını Hakeder. Bazen İnsanlar İnançlarının Ödülünü Alır...


"Ya Bir Kahraman Olarak Ölürsün Yada Yeterince Uzun Yaşayıp Haine Dönüştüğünü Görürsün."

__________________________________________________

crematory isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Temmuz 2008, 20:42   #8 (permalink)
crematory - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  • Rahat/Root Yönetici
    CRE Şimdi Asker
  • Üyelik tarihi: 04 Temmuz 2008
  • Yaş: 30
  • Mesajlar: 3.267
  • Konular: 1689
  • Ettiği Teşekkür: 68
    238 Mesajında 516 Kez Teşekkür Aldı
Standart

ÖĞRENİM HAYATI

Küçük Mustafa* Haziran 1887'de başladığı ilk öğrenimine bir süre annesinin arzusuna uyarak Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde devam etti; fakat çok geçmeden babasının isteği ile Selanik'te çağdaş eğitim yapan Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti ve ilkokulu burada bitirdi. Şemsi Efendi* yeni öğrencisinin yeteneklerini ve zekâsını takdir ettiğinden* küçük Mustafa'nın kendi okulunda bulunmasından son derece memnundu.

Küçük Mustafa* bu okulda okurken babası öldü. Ali Rıza Efendi'nin ölümü üzerine* Zübeyde Hanım üç ****** ile bir süre Selânik yakınlarındaki Lankaza'da bulunan Rapla çiftliğinde subaşılık yapan kardeşi Hüseyin Efendi'nin yanına yerleşti. Çiftlik hayatı nedeniyle küçük Mustafa'nın öğrenimi ister istemez bir süre aksamıştı. Fakat* çok geçmeden Selanik'e dönerek halasının yanında* bıraktığı yerden öğrenimine devam etti.

ATATÜRK'ÜN İLK ÖĞRETMENİ
ŞEMSİ EFENDİ
Küçük Mustafa* Şemsi Efendi İlkokulundan sonra bir süre Selanik Mülkiye Rüştiyesi'ne devam etti ise de Kaymak Hafız adlı Arapça öğretmeninin kendisine haksız yere sopa ile vurması üzerine bu okuldan ayrıldı ve 1894 yılının Temmuz-Ağustos aylarında kendi kararı ile Askerî Rüştiye'ye müracaat ederek öğrenimine burada devam etti. Yazları* dayısı Hüseyin Efendi'nin yanına gider* okul zamanına kadar çiftlikte kalırdı. Mustafa* bu okulu gerçekten sevmişti. Arkadaşları arasında zekâsı ve üstün yetenekleri ile kısa zamanda kendisini gösterdi ve öğretmenlerinin sevgisini kazandı; öğretmenleri neredeyse kendisine bir arkadaş muamelesi yapma gereğini hissetmişlerdi.

Bu okulda matematik öğretmenliği yapan Yüzbaşı Mustafa Efendi* genç öğrencisinin yetenekleri ve zekâsı karşısında sınıftaki diğer Mustafa'larla aralarındaki farkı belirtmek üzere öğrencisinin adının sonuna "Kemal" ismini ilâve etti. Artık genç öğrenci Mustafa Kemal olmuştu.
Bu konu yada mesaj "www.turkishajan.com" sitesine aittir.
__________________

Ondandır Bu Vazokonstraktif Atılımgaçlarım Nazal Seviyede Ondan İnhibitör Seviyem Yüksek...

Bu İmzamı Çalan Kişilerin, Kendi Kendine Oluşturabilecekleri Bir İmza Yokmu?
Özenti Gençlik

Arkasından İş Çevirdiğim Kişiler, Geçmişte Arkamdan İş Çevirenleredir...

Pesimden Gelen Tek Sey Golgemdir...
(Anlayana)


Peşime Düşecek, Beni Lanetliyecek, Peşime Köpekler Salacaksınız. Bunların Olmasıda Gerekiyor...
Çünkü Bazen Gerçek Yeterince İyi Değildir. Bazıları Fazlasını Hakeder. Bazen İnsanlar İnançlarının Ödülünü Alır...


"Ya Bir Kahraman Olarak Ölürsün Yada Yeterince Uzun Yaşayıp Haine Dönüştüğünü Görürsün."

__________________________________________________

crematory isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Temmuz 2008, 20:42   #9 (permalink)
crematory - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  • Rahat/Root Yönetici
    CRE Şimdi Asker
  • Üyelik tarihi: 04 Temmuz 2008
  • Yaş: 30
  • Mesajlar: 3.267
  • Konular: 1689
  • Ettiği Teşekkür: 68
    238 Mesajında 516 Kez Teşekkür Aldı
Standart

ÖĞRENİM HAYATI


Mustafa Kemal* Selanik Askerî Rüştiyesini bitirdikten sonra 13 Mart 1896'da Manastır Askerî İdadisine girdi. Burada Ömer Naci ile arkadaşlık etti. İlerde ünlü bir hatip olarak tanınacak olan bu kişi* Mustafa Kemal'in hitabet ve edebiyat sevgisinde etkin rol oynadı. Yakın arkadaşlarından biri olacak Ali Fethi (Okyar) de bu okulda öğrenci idi. Genç Mustafa Kemal* askerî öğreniminin yanı sıra yabancı dil öğrenimini de ihmal etmiyor; yazları izinli olarak Selânik'e döndüğü zaman Fransızca dersleri alıyordu.


Manastır İdadisi

Genç Mustafa Kemal* Manastır Askerî İdadisini de başarı ile bitirerek 13 Mart 1899 tarihinde İstanbul'da Harp Okulu'na girdi. 3 senelik başarılı bir Harbiye öğreniminden sonra 10 Şubat 1902'de bu okulu Teğmen rütbesiyle bitirdi ve öğrenimine Harp Akademisinde devam etti.1903 yılında Üsteğmen olmuştu.11 Ocak 1905 tarihinde de Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisinden mezun oldu.
Harbiye Mektebi / Pangaltı -İSTANBUL


Harp Okulunda ve Harp Akademisinde de zekâsı* yetenekleri ve üstün kişiliği ile kendisini arkadaşlarına ve hocalarına tanıtmış* onların içten sevgi ve saygısını kazanmıştı. Askerlik derslerine büyük ilgisi yanında matematiğe* edebiyata ve güzel söz söylemeye karşı da merakı ve eğilimi vardı. Harbiye'de ve Harp Akademisi'nde* memleket ve millet davaları ile ilgilenmesi* düşüncelerini cesaretle ifadeden çekinmemesi sebebiyle aydın ve inkılâpçı bir subay olarak tanınmıştı. Devir istibdat idaresi idi ve bu davranışları aleyhine olabilirdi; ancak çevresince gerçekten çok sevilişi* düşüncelerinde samimî oluşu* onun herhangi bir tertibe kurban gitmesini önlemişti. Bununla beraber Harp Akademisi'nden mezuniyetini izleyen günlerde istibdat ve padişahlık rejimi aleyhindeki düşünceleri ve durumu* şüphe çekerek birkaç ay İstanbul'da tutuklu kaldı; sonra bir nevi sürgün olarak vazife ile 5 Şubat 1905 tarihinde Suriye bölgesine* Şam'a atandı.
Bu konu yada mesaj "www.turkishajan.com" sitesine aittir.
__________________

Ondandır Bu Vazokonstraktif Atılımgaçlarım Nazal Seviyede Ondan İnhibitör Seviyem Yüksek...

Bu İmzamı Çalan Kişilerin, Kendi Kendine Oluşturabilecekleri Bir İmza Yokmu?
Özenti Gençlik

Arkasından İş Çevirdiğim Kişiler, Geçmişte Arkamdan İş Çevirenleredir...

Pesimden Gelen Tek Sey Golgemdir...
(Anlayana)


Peşime Düşecek, Beni Lanetliyecek, Peşime Köpekler Salacaksınız. Bunların Olmasıda Gerekiyor...
Çünkü Bazen Gerçek Yeterince İyi Değildir. Bazıları Fazlasını Hakeder. Bazen İnsanlar İnançlarının Ödülünü Alır...


"Ya Bir Kahraman Olarak Ölürsün Yada Yeterince Uzun Yaşayıp Haine Dönüştüğünü Görürsün."

__________________________________________________

crematory isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Temmuz 2008, 20:42   #10 (permalink)
crematory - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  • Rahat/Root Yönetici
    CRE Şimdi Asker
  • Üyelik tarihi: 04 Temmuz 2008
  • Yaş: 30
  • Mesajlar: 3.267
  • Konular: 1689
  • Ettiği Teşekkür: 68
    238 Mesajında 516 Kez Teşekkür Aldı
Standart

ATATÜRK'ÜN HAYATI
ASKERÎ GÖREVLERİ

Şam'da 5. Ordu'nun emrinde kaldığı üç yıl içinde Suriye'nin hemen her yerini görevle dolaşmış* memleket idaresindeki aksaklıkları* ordunun eğitim ve öğretimindeki eksiklikleri daha da yakından görmüştü. Mustafa Kemal* burada 1906 yılı Ekim ayı içinde güvendiği bazı arkadaşlarıyla gizli olarak "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti"ni kurdu. Bu arkadaşlarıyla beraber Beyrut* Yafa ve Kudüs'te de kurdukları cemiyeti genişletti. Bir ara gizli olarak Mısır ve Yunanistan yoluyla Selânik'e geçerek burada da "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti"nin bir şubesini açtı ve tekrar Şam'a döndü. Şam'dan uzaklaşışı hükûmetçe duyuldu ise de âmirleri kendisini koruduğundan bir ceza yoluna gidilmedi. Bir süre daha Şam'da kaldı. Bu sıralarda 20 Haziran 1907 tarihinde Kolağası (kıdemli yüzbaşı) oldu ve Şam'daki Ordunun Kurmay Başkanlığında bir göreve getirildi.
Mustafa Kemal* 13 Ekim 1907'de merkezi Manastır'da bulunan 3. Ordu Karargâhına atandı. Bu Karargâhın Selânik'teki şubesinde çalışmak üzere Selânik'e geldi. Bu sıralarda Selânik'teki "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti" üyelerini de içine almış olan Îttihat ve Terakki Cemiyeti" faaliyet halinde idi. Mustafa Kemal de Selânik'e gelişini takiben bu cemiyete dahil olarak hizmet görmeye başladı. Memleketin istibdat idaresinden kurtarılması* yapılacak yenilikler Onun da baş düşüncesiydi. Selânik'e gelişini takiben kısa bir süre sonra 22 Haziran 1908 de Üsküp-Selânik arasındaki demiryolu müfettişliği de 3. Ordu Karargâhındaki görevine ek olarak kendisine verildi.
Bu konu yada mesaj "www.turkishajan.com" sitesine aittir.
__________________

Ondandır Bu Vazokonstraktif Atılımgaçlarım Nazal Seviyede Ondan İnhibitör Seviyem Yüksek...

Bu İmzamı Çalan Kişilerin, Kendi Kendine Oluşturabilecekleri Bir İmza Yokmu?
Özenti Gençlik

Arkasından İş Çevirdiğim Kişiler, Geçmişte Arkamdan İş Çevirenleredir...

Pesimden Gelen Tek Sey Golgemdir...
(Anlayana)


Peşime Düşecek, Beni Lanetliyecek, Peşime Köpekler Salacaksınız. Bunların Olmasıda Gerekiyor...
Çünkü Bazen Gerçek Yeterince İyi Değildir. Bazıları Fazlasını Hakeder. Bazen İnsanlar İnançlarının Ödülünü Alır...


"Ya Bir Kahraman Olarak Ölürsün Yada Yeterince Uzun Yaşayıp Haine Dönüştüğünü Görürsün."

__________________________________________________

crematory isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Kullanıcı(lar) Bu Yararlı Mesaj için crematory Nickname'li TurkishAjan Kullanıcısına Teşekkür Ediyor:
MXKM (03 Mayıs 2012)
Yeni Konu açCevapla

Etiketler
atatürkün , hayatı

Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuya Yazan Forum Cevaplar En Son Yazılan Konu
Mustafa Kemal Atatürk'ün Resimleri crematory Resimleri 18 11 Kasım 2012 03:13
Hz Muhammed’in Hayatı [full] solution İslam ve İnsan 0 09 Temmuz 2008 17:29


Saat: 21:31.

Powered By vBulletin Version 3.x.x
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Tüm Telif Hakları TurkishAjan'a Aittir © 2008 - 2011
TurkishAjan.Com/Net/Org l Turk Hack ve Güvenlik Forumları



Sitemiz; hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. 5651 sayılı yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple sitemiz, "uyar ve kaldır" prensibini benimsemiştir. Yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri abuse[at]turkishajan[dot]com mail adresinden yada İletişim bölümünden bizlere ulaşabilirler.


5, 6, 9, 12, 8, 11, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 216, 151, 19, 328, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 141, 28, 29, 30, 176, 31, 32, 33, 34, 36, 37, 38, 39, 197, 193, 192, 189, 198, 48, 49, 191, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 190, 59, 60, 61, 62, 63, 199, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 211, 85, 86, 97, 98, 179, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 110, 194, 195, 196, 188, 120, 121, 122, 271, 136, 142, 140, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 177, 178, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 200, 201, 214, 215, 219, 235, 236, 270, 218, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 234, 242, 240, 269, 272, 233, 268, 247, 237, 248, 238, 239, 241, 243, 244, 245, 246, 251, 249, 250, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 321, 259, 260, 261, 262, 263, 264, 265, 266, 267, 273, 275, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 292, 317, 319, 318, 316, 310, 311, 312, 313, 314, 320, 324, 323, 326, 327,