2009'un Başından Beri Devam Ettiğimiz TA Orginal Theme v1.5 'i Geliştirerek v2.0 İle Karşınızdayız. Görselliği ve Kolay Kullanım Olanaklarını Titizlikle Gerçekleştirdik.

Yorumları Buradan Takip Edebilirsiniz.

Facebook Sayfasına Buradan Ulaşabilirsiniz.

Hack l TurkishAjan Turkish Hacking&Security Forum

Unicef

Hack l TurkishAjan Turkish Hacking&Security Forum » TA General Forums » Ödevler » T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Konu Anlatımı (Tüm konular)
Ödevler Dönem Ödevi, Tez ve Araştırma Türü Ödevlerin Paylaşıldığı Bölümümüz...


Yeni Konu açCevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 22 Mart 2009   #1 (permalink)
kadir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  • Genel Yönetici
  • Üyelik tarihi: 04 Temmuz 2008
  • Mesajlar: 4.584
  • Konular: 2527
  • Ettiği Teşekkür: 937
    428 Mesajında 531 Kez Teşekkür Aldı
Standart

T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Konu Anlatımı (Tüm konular)

T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Konu Anlatımı (Tüm konular)

I.DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ
1. BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ AVRUPA'DAKİ GENEL DURUM


2. I. ve II. MEŞRUTİYET
3. OSMANLI TOPLUMUNDA DÜŞÜNCE AKIMLARI
4. TRABLUSGARP SAVAŞI (1911-1912)
5. BALKAN SAVAŞLARI (1912-1913)

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ AVRUPA'DAKİ GENEL DURUM
XIX. yüzyılda Avrupa'daki sosyal. siyasal ve ekonomik alanlardaki gelişmelerde iki önemli olayın sonuçları etkili olmuştur.
1. Sanayi Devrimi
2. Fransız İhtilali
Sanayi Devrimi (1850) :Üretimde kol gücünün yerini makinenin almasıdır. Sanayi devrimi önce İngiltere'de başlamış, daha sonra Fransa ve diğer Batı Avrupa ülkelerinde etkisini göstermiştir.
Sömürgecilik'te ileri giden ülkeler
İngiltere
Hollanda
Belçika
Fransa
Diğer Devletlerin Durumu
Rusya: Panislavizm siyasetine devam etti
İtalya - Almanya: Siyasi birliğini geç tamamladığı için 19.y.y. 'ın ikinci yarısında sömürge mücadelesine girişti.
ABD ve Japonya: Sömürge elde etmek için Avrupa Devletleri ile rekabete girişti.
DÖNEM

18.yy - 19.yy Ortaları
19.yy Ortalarından sonra


MAKİNA DEVRİMİ
TEKNOLOJİ DEVRİMİ

ENERJİ / HAMMADDE
Demir - Kömür - Buhar
Çelik - Elektrik - Petrol



Makina Devrimi
Teknoloji Devrimi
  • Makina Kullanımı yaygınlaştı
  • Büyük fabrikalar ortaya çıktı
  • Temel enerji kaynağı Kömürdür
  • Bilimsel buluşların üretime uygulanmasını devletler destekledi.
  • Halkın yaşamı daha fazla değişti
  • Telefon, mikrofon, telsiz, lamba, araba, bisiklet, daktilo gibi yenilikler gerçekleşti.
Sanayi Devriminin Sonuçları

1. Üretim artmıştır.
2. Ham madde ve pazar sorunu ortaya çıkmıştır. 3. Sömürge elde etme yarışı hız kazanmıştır.

Bu gelişmeler yaşanırken Almanya ve İtalya siyasi birliklerini kuramadıkları için sömürgecilik yarışında geç kalmışlardır. Daha sonra siyasi birliklerini tamamlayan bu devletlerin gelişen sanayileri için sömürge elde etmek istemeleri Avrupa'daki dengeIeri değiştirmiştir. Özellikle Almanya ile İngiltere büyük bir rekabete girmişlerdir.
Fransız ihtilali (1789) : Fransız ihtilali sonucu dünyaya yayılan milliyetçilik düşüncesi, imparatorIukların parçalanmasında etkili olmuştur.
Özgürlük, eşitlik, adalet ilkeleri toplum yaşamına girmiş, düzenlenen yasalarla insan hakları devlet güvencesi altına alınmıştır.

Nedenleri
  • ABD' deki gelişmeler
  • burjuva sınıfının güçlenmesi
Sonuçları
  • Milliyetçilik ve Özgürlük akımının oluşması
  • Eşitlik, Hürriyet, adalet bağımsızlık gibi ilkelerin toplum yaşamına girmesi
  • İnsan haklarının anayasalarla güvence altına alınması
  • Laikliğin devlet sisteminde ve hukuk anlayışında yer alması
Olumlu Etkileri
Osmanlı Devletinde demokrasi hareketlerinin başlamasına neden oldu.
  • 1808 Senedi İttifak,
  • 1839 Tanzimat Fermanı,
  • 1856 Islahat Fermanı
  • 1876 I. Meşrutiyet
  • 1908 II. Meşrutiyet
Olumsuz EtkileriOsmanlı Devletinde azınlıkların ayaklanması ve bunun sonucunda toprak kaybı.


I. ve II. MEŞRUTİYET


èI.Meşrutiyet ve Kanun-i Esasi(23 Aralık 1876)
Kanun-i Esasi Mithat Paşa tarafından hazırlanmıştır.
İstanbul Konferansı’nın toplanması sırasında ilan edilmiştir.
Meşrutiyetin ve Kanun-i Esasi’nin yayınlanmasında Genç Osmanlılar’ın etkisi vardır.
Kanun 119 maddeden oluşmuştur.
Yayınlanmasının Nedenleri:
Osmanlı'yı yıkılmaktan kurtarmak.
Azınlıkların devlete bağlılığını arttırmak.
Balkan Meselesi'nin amacıyla toplanan Tersane Konferansı'nda azınlıklar konusunda Avrupalı devletlerin baskısını engellemek.
Namık Kemal

Mithat Paşa

Jön Türkler

Namık Kemal, Ziya Paşa ve Mithat Paşa
I.Meşrutiyet'in ilanında büyük etkileri olmuştur.


Kanun-i Esasi’nin Bazı Maddeleri:
Osmanlı Devleti’nin yönetim şekli meşrutiyettir.
Padişah’ın yanında iki tane meclis vardır:
Ayan Meclisi
Mebusan (avam) Meclisi
Ayan Meclisi padişah tarafından atanır ve ömür boyu mecliste kalır.
Bakanlar Kurulu padişaha karşı sorumludur.
Meclisi açmak ve kapamak padişaha aittir.
Kanun teklifini yalnız hükümet yapabilir.
Barış antlaşmalarını padişah onaylar.
Padişahın izni olmadan bir kanun mecliste görüşülemez.
Yasama yetkisi Ayan ve Mebusan Meclisi’ne aittir.
Yürütme yetkisi Padişah ve Bakanlar Kurulu’na aittir.
Mebuslar Meclisi üyeleri dört yılda bir seçilir.
Padişah, uygun gördüğü durumlarda meclisi feshedebilir, milletvekillerini sürgüne gönderebilir.
I.Meşrutiyet ve Kanun-i Esasinin Önemi:
Osmanlı Devleti'nde rejim değişmiştir.
Osmanlı’da halk ilk kez yönetime katılmış; halk seçme, seçilme ve temsil hakkını kullanmıştır.
Azınlıklar da meclise girmiş ve mecliste gayr-i müslim üye sayısı müslüman üyelerin sayısını geçmiştir.
Kanun-i Esasi, Türk tarihindeki ilk anayasadır.
Padişah iradesinin millet iradesinin üstünde olduğu kabul edilmiştir.
1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'nın (93 Harbi) başlaması ve meclisten bir karar çıkarılamaması bahanesiyle II.Abdülhamid, meclisi kapatmış, Kanun-i Esasi'yi yürürlükten kaldırmıştır (1878).

II.Abdülhamit

Not: I.Meşrutiyetin ilanı, Genç Osmanlılar’ın (Jön Türkler'in) zaferidir.
èII.Meşrutiyet (1908)
Genç Osmanlılar (Jön Türkler), İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni kurmuştur.
Rusya ve İngiltere Reval Görüşmesi’nde Boğazlar Meselesi’ni ve Balkanlar’ın durumunu görüşmüşlerdir (1908).
İttihatçılar Osmanlı’nın parçalanacağından endişe etmişler, II.Abdülhamid’e meşrutiyeti ilan etmesi için baskı yapmışlar ve Rumeli'de ayaklanmışlardır.
II.Abdülhamid baskılar sonucu meşrutiyeti ilan etmiştir (1908).
İttihatçıların meşrutiyet yönetimi için ciddi bir hazırlığı olmadığından beklenen sonuçlar alınamamıştır.
Meşrutiyete geçişte iktidar boşluğu ve kargaşa yaşanmıştır.
II.Meşrutiyet’in Sonuçları;
Bulgaristan bağımsızlığını ilan etmiştir.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Bosna-Hersek’i topraklarına katmıştır.
Girit, Yunanistan’a bağlanma kararı almıştır.
Osmanlı Devleti’nde ilk siyasi partiler kurulmuştur;
İttihat ve Terakki Partisi
Hürriyet ve İtilaf Partisi
Ahrar (Hürler) Partisi
Osmanlı'da ilk kez parlamenter sistemin denemeleri yapılmıştır.
Meşrutiyete karşı olan İstanbul'daki avcı taburları 31 Mart Olayı’nı çıkarmışlardır (13 Nisan 1909).
İsyancılar sadrazamın ve meclis başkanının istifa etmesini istemişler, bazı İttihatçıları öldürmüş ve gazete binalarını bastırmışlardır.
II.Abdülhamid isyanı bastırmakta başarılı olamamıştır.
Komutanlığını Mahmut Şevket Paşa’nın, Kurmay Başkanlığı’nı Mustafa Kemal’in yaptığı Hareket Ordusu Selanik’ten İstanbul’a gelerek, 31 Mart Ayaklanması’nı bastırmıştır.
II.Abdülhamid tahttan indirilmiş, V.Mehmet Reşat tahta çıkarılmıştır (1909).
İlk kez kızlar için yükseköğrenim kurumları açılmıştır.
Kanun-i Esasi'de değişiklikler yapılmıştır.
I.Balkan Savaşı sonucu Londra Görüşmeleri devam ederken İttihatçılar, Bâb-ı Âlî Baskını'nı gerçekleştirmiş ve yönetime hakim olmuşlardır (1913).
Kanun-i Esasi'de Yapılan Bazı Değişiklikler:
Bakanlar, Mebusan Meclisi'ne karşı sorumlu olmuştur.
Barış antlaşmalarını Mebusan Meclisi'nin onaylaması kararlaştırılmıştır.
Padişahın meclisi açma, kapama ve üyeleri sürgüne gönderme yetkileri kısıtlanmıştır.
Basına geniş özgürlükler verilmiş, sansür kaldırılmıştır.
Hükümet üyelerini sadrazam seçmeye başlamıştır.
Siyasi partiler kurulmuştur.
Not 1: 31 Mart Olayı Türk tarihinde rejime karşı yapılan ilk isyandır. Cumhuriyet rejimine karşı yapılan Şeyh Said İsyanı ile benzerlik gösterir.
Not 2: II.Meşrutiyet'ten sonra Türkçülük politikası önem kazanmıştır.

OSMANLI TOPLUMUNDA DÜŞÜNCE AKIMLARI

1. Osmanlıcılık
Osmanlıcılık akımı, Tanzimat Dönemi’nde doğmuştur.
Osmanlıcılık akımını Genç Osmanlılar (Jön Türkler) savunmuştur.
Tüm halka aynı hak ve yetkilerin verilmesini istemişlerdir.
I.Meşrutiyet’in ve Kanun-i Esasi’nin ilan edilmesinde etkili olmuşlardır.
Osmanlıcılık düşüncesi Berlin Antlaşması ile zayıflamış (1878), Balkan Savaşları ile etkisi kaybolmuştur.

[IMG]http://www.sosyaldersleri.com/ink/1dunyasavasionce/meh****kifersoy.jpg[/IMG]
2. İslamcılık
İslamcılık akımı I.Meşrutiyet’ten sonra önem kazanmıştır.
II.Abdülhamid döneminde İslamcılık, devletin resmi politikası haline gelmiştir.
İslamcılık akımının savunucuları; Mehmet Akif, Said Halim Paşa, Cemaleddin Afgani, Musa Kazım ve M.Şemseddin’dir.
İslamcılık düşüncesi I.Dünya Savaşı sonunda etkisini kaybetmiştir.

MEHMET AKİF ERSOY3. Türkçülük
Türkçülük akımı Rus işgalinden kaçan Türk göçmenlerin etkisiyle başlamıştır.
Türkçülük akımının en büyük savunucusu Ziya Gökalp’tir.
II.Meşrutiyet’ten sonra gelişme göstermiştir.
Osmanlı sınırları içindeki Türkler arasında birlik kurulmasına Türkçülük, tüm dünyada yaşayan Türkler arasında kurulacak birliğe ise Turancılık denmiştir.
Türkçülük akımı, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında etkili olmuştur.

ZİYA GÖKALP
4. Batıcılık
Batıcılık akımı II.Meşrutiyet’ten sonra gelişme göstermiştir.
Batıcılık akımının savunucuları; Abdullah Cevdet, Süleyman Nazif, Celal Nuri’dir.
Kadın özgürlüğü, medeni kanun, laiklik, Latin alfabesi, tekke ve zaviyelerin kapatılması gibi düşünceleri savunmuşlardır.
Türkçüler’in Turancılık akımına karşılık, Batıcılar İrfancılık idealini savunmuştur.

5. Adem-i Merkeziyetçilik
Merkezi yönetimin yetkilerinin azaltılması, yerinden yönetime önem verilmesi savunulmuştur.
Devlet içindeki değişik unsurların yönetime katılması istenmiştir.
Savunucusu Prens Sebahattin’dir.
Liberal ekonomi modeli benimsenmiştir.

Not 1: Türkçüler, iç politikada Türkçü, dış politikada Batıcı davranmıştır.
Not 2: Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken Türkçülük ve Batıcılık akımlarından etkilenmiş, inkılapları da Türkçülük ve Batıcılık akımları doğrultusunda gerçekleştirmiştir.



TRABLUSGARP SAVAŞI (1911-1912)

Nedenleri:
Siyasi birliğini geç kuran İtalya’nın sömürgecilik faaliyetlerine girişmesi.
İtalya’nın Habeşistan’a saldırması ve başarılı olamaması.
İtalya’nın Habeşistan yenilgisi üzerine yeni yerlere göz dikmesi.
İtalya’nın diğer Avrupa devletleri ile anlaşması.
Trablusgarp’ın İtalya’ya yakın ve savunmasız olması.
Trablusgarp’ın ticaret yolları üzerinde bulunması ve zengin maden yataklarına sahip olması.
İtalya, Rusya ile Racconigi Antlaşması’nı yapmış, Rusya boğazlara karşılık İtalya’nın Trablusgarp’ı işgal etmesini desteklemiştir (1909).
İtalya, Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp’ı gelişmişlikte geri bıraktığı ve bölgedeki İtalyanlar’a kötü davrandığı iddiasıyla Osmanlı’ya ültimatom çekmiştir.
Osmanlı Devleti’nin görüşme isteğine rağmen İtalya, Trablusgarp’ı işgal etmiştir.
Mustafa Kemal Trablusgarp ve Derne’de, Enver Bey de Bingazi’de başarılar kazanmıştır.
Savaşın uzun sürmesi İtalya’yı maddi sıkıntıya sokmuş, savaşın bitmesini isteyen halkın tepkisi üzerine İtalya, Osmanlı’yı barışa zorlamak için Oniki Ada’yı işgal etmiştir.
Bu sırada I.Balkan Savaşı başlaması, Osmanlı’yı zor durumda bırakmış ve Osmanlı Devleti İtalya ile Uşi Antlaşması’nı imzalanmıştır
Uşi Antlaşması (18 Ekim 1912)
Trablusgarp ve Bingazi İtalya’ya bırakılacak.
Oniki Ada, Balkan Savaşı’ndan sonra geri alınmak üzere geçici olarak İtalya’ya bırakılacak.
İtalya, kapitülasyonların kaldırılması konusunda Osmanlı’ya yardım edecek.
Trablusgarp ve Bingazi’nin Duyun-u Umumiye İdaresi’ne ödediği borçları İtalya ödeyecek.
Trablusgarp ve Bingazi dini bakımdan Osmanlı halifesine bağlı kalacak.
Sonuçları:
Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika’da toprağı kalmamıştır.
İtalya Ege Denizi’ne yerleşmiştir.
İtalya Doğu Akdeniz’de önemli bir güç olmuştur.
Osmanlı Devleti’nin zayıfladığı anlaşılmıştır.
Oniki Ada geri alınamamış.
Not 1: Uşi Antlaşması, halifelik makamının kullanılması yönü ile 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’na benzer.
Not 2: Oniki Ada, Sevr’de ve Lozan’da İtalya’ya bırakılmıştır. II.Dünya Savaşı’ndan sonra İtalya, Oniki Ada’yı Yunanistan’a vermiştir (1947).


BALKAN SAVAŞLARI (1912-1913)

1.Balkan Savaşı Öncesi Sınırlar
Nedenleri:
Balkan devletlerinin kendi arasında Osmanlı’ya karşı ittifak yapması ve Osmanlı Devleti topraklarını ele geçirmek istemeleri.
Rusya’nın Balkanlar’da takip ettiği politika.
Rusya’nın Boğazlar’a yerleşme planı.
Rusya ve İngiltere arasında yapılan Reval Görüşmeleri (1908).
Trablusgarp Savaşı’nın çıkması (1911).
I.Balkan Savaşı (1912)Formül: Ka Sa Ba Ya
Karadağ'ın Osmanlı'ya savaş açmasıyla başlamıştır.
Karadağ'dan sonra Sırbistan, Bulgaristan ve Yunanistan Osmanlı Devleti’ne savaş açmıştır.
Bulgar ordusu, Edirne’yi kuşatmış, Kırklareli ve Lüleburgaz’ı da alıp Çatalca’ya kadar ilerlemiştir.
Yunanlar Ege adalarına asker çıkarmıştır.
Osmanlı Devleti, Osmanlı ordusu içindeki siyasi çekişmeler yüzünden savaşı kaybetmiştir.
Osmanlı Devleti Londra Barış Antlaşması’nı imzalamıştır.
Londra Antlaşması (1913)
Osmanlı’nın Batı sınırı Midye-Enez hattı olacak.
Yunanistan; Selanik, Güney Makedonya ve Girit’i alacak.
Bulgaristan; Kavala, Dedeağaç ve bütün Trakya’yı alacak.
Sırbistan; Orta ve Kuzey Makedonya’yı alacak.
Arnavutluk ve Ege adalarının geleceği büyük devletlere bırakılacak.

1.Balkan Savaşı Sonrası Sınırlar
I.Balkan Savaşı’nın Sonuçları:
Arnavutluk savaş sırasında bağımsızlığını ilan etmiştir.
Arnavutluk, Balkanlar’da Osmanlı’dan ayrılan son devlet olmuştur.
Londra Görüşmeleri devam ederken Bâb-ı Âlî Baskını gerçekleşmiştir (1913).
Bulgaristan Ege Denizi’ne ulaşmıştır.
Osmanlı Devleti’nin batıda yalnızca Bulgaristan’la sınırı kalmıştır.
Osmanlıcılık fikri sona ermiştir.
Balkanlar’dan kaçan Türkler Anadolu’ya göç etmiştir.
M.Kemal’in; “Ordu siyasete karışmamalıdır” sözünün doğruluğu anlaşılmıştır.
Not : Arnavutluk, Balkanlar’da Osmanlı’dan ayrılarak bağımsız olan son devlettir.
II.Balkan Savaşı (1913)
Nedenleri:
Bulgaristan’ın çok güçlenmesi.
Osmanlı Devleti’nden alınan Balkan topraklarının paylaşılamaması.
Balkanlar’daki tüm devletler Bulgaristan’a saldırmıştır.
Daha sonra cephe değişmiş, Bulgaristan ile Romanya, Yunanistan ile Sırbistan arasında savaş olmuştur.
Osmanlı Devleti Edirne ve Kırklareli’yi geri almıştır.
Bulgaristan mağlup olmuştur.
Balkan devletleri, aralarında Bükreş Antlaşması’nı imzalayarak savaşa son vermiştir (10 Ağustos 1913).
Antlaşmaya göre Bulgaristan; Yunanistan, Sırbistan ve Romanya’ya toprak vermiştir.
Osmanlı Devleti’nin II.Balkan Savaşı sonunda imzaladığı antlaşmalar şunlardır:

2.Balkan Savaşı Sonrası Sınırlar
1) İstanbul Antlaşması(29 Eylül 1913 - Bulgaristan ile imzalanmıştır )
Kırklareli, Dimetoka ve Edirne Osmanlı’da kalacak.
Meriç Nehri batı ile sınır olacak.
Bulgaristan’daki Türkler dört yıl içinde göç edebilecek.
Bulgaristan’da kalan Türkler din ve mezhep hürriyetinden yararlanabilecek.
Türkler’in okuduğu ilk ve orta dereceli okullarda eğitim dili Türkçe olacak.
Türkler’in mülkiyet hakkına saygılı olunacak.
2) Atina Antlaşması(14 Kasım 1913 Yunanistan ile imzalanmıştır)
Girit; Yunanistan’a bırakılacak.
Yunanistan’da kalan Türkler’in hakları güvence altına alınacak.
Ege adalarının geleceğini büyük devletler belirleyecek.
3) İstanbul Antlaşması(13 Mart 1914 Sırbistan ile imzalanmıştır)
Sırbistan’da kalan Türkler’in hakları güvence altına alınacaktır.
Not 1: Osmanlı Devleti’nin Sırbistan ile sınırı olmadığından antlaşmada sınır problemi yaşanmamıştır.
Not 2: İmroz, Bozcaada, Meis ve Kaş adaları dışındaki tüm adalar Yunanistan’a verilmiştir.
Bu konu yada mesaj "www.turkishajan.com" sitesine aittir.
kadir isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 22 Mart 2009   #2 (permalink)
kadir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  • Genel Yönetici
  • Üyelik tarihi: 04 Temmuz 2008
  • Mesajlar: 4.584
  • Konular: 2527
  • Ettiği Teşekkür: 937
    428 Mesajında 531 Kez Teşekkür Aldı
Standart

Cevap: T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Konu Anlatımı (Tüm konular)

Cevap: T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Konu Anlatımı (Tüm konular)

I. DÜNYA SAVAŞI


1. I.DÜNYA SAVAŞI'NIN NEDENLERİ
2. I.DÜNYA SAVAŞI'NDA CEPHELER
3. GİZLİ ANLAŞMALAR, WİLSON İLKELERİ
4. I.DÜNYA SAVAŞI'NIN SONA ERMESİ



I.DÜNYA SAVAŞI (1914-1918)


Nedenleri:
1. Avrupalı devletlerin sömürgecilik faaliyetleri, hammadde ve pazar rekabeti.
2. Almanya ve İtalya’nın sömürgeciliğe başlamaları.
3. İngiltere ve Fransa’nın, Almanya’ya karşı silahlanmaya başlaması.
4. Rusya’nın ideallerini gerçekleştirme isteği.
5. Balkanlar’da Slav - Germen çekişmesi.
6. Fransız İhtilali’nin doğurduğu milliyetçilik akımı.
7. Fransa’nın Alsace-Loraine’i Almanya’dan almak istemesi.
8. Avusturya-Macaristan prensinin Saraybosna’da bir Sırp milliyetçi tarafından öldürülmesi (28 Haziran 1914).
M.Kemal Cephede

I.Dünya Savaşı’nda Oluşan Bloklar
İttifak (Bağlaşma) Bloğu İtilaf(Anlaşma)Bloğu
Almanya İngiltere
Avusturya-Macaristan İmp. Fransa
Osmanlı Devleti Rusya
İtalya----------------------------------> İtalya
Bulgaristan ABD
Romanya
Japonya
Yunanistan
Not 1: İtalya, İttifak grubunda iken Antalya ve çevresinin kendisine bırakıldığı gizli Londra Antlaşması ile İtilaf Grubu’na geçmiştir.
Not 2: Bulgaristan Çanakkale Savaşı’ndan sonra İttifak Grubu’na katılmıştır.

Osmanlı Devleti’nin I.Dünya Savaşı’na Girme Nedenleri

1. İttihatçıların Almanlar’a sempati duyması.
2. Alman desteği ile devletin kurtulacağına inanılması.
3. Osmanlı Devleti’nin Almanya ile gizli bir anlaşma yapması (2 Ağustos 1914).
4. Osmanlı Devleti’nin siyasi yalnızlıktan kurtulmak istemesi.
5. Osmanlı Devleti’nin, İngiltere ve Fransa’nın ekonomik baskılarından kurtulmak istenmesi.
6. Osmanlı Devleti’nin kaybettiği toprakları geri almak istemesi.
7. Osmanlı coğrafyasının jeopolitik önemi.





Goben Savaş Gemisi








Almanya’nın Osmanlı Devleti’ni I.Dünya Savaşı İçine Çekme Nedenleri

1. Almanya’nın halifelik makamını kullanarak İngiliz ve Fransız sömürgelerindeki müslümanları ayaklandırmak istemesi.</SPAN>
2. Almanya’nın yeni cepheler açarak İtilaf devletlerinin kendi üzerindeki baskısını hafifletmek istemesi.
3. Almanlar’ın, İngilizler’in Osmanlı toprakları üzerinden geçen Uzak Doğu sömürge yollarını ele geçirmek istemesi.
4. Almanya’nın Musul-Kerkük petrollerinden yararlanmak istemesi.
5. Almanya’nın, İtilaf devletlerinin Boğazlar yoluyla Rusya’ya yardım göndermesini önlemek istemesi.
6. Almanlar’ın İngilizler’den kaçan Goben ve Breslav adlı gemileri Osmanlı Devleti’ne sığınmıştır.
7. Osmanlı, gemileri satın aldığını açıklamış ve gemilerin adlarını Yavuz ve Midilli olarak değiştirmiştir.
8. Bu gemiler, Rusya’nın Sivastopol ve Odesa limanlarını bombalamıştır.
9. Ruslar Karadeniz sahillerine ve Doğu Anadolu'ya saldırmıştır.


OSMANLI DEVLETİ’NİN I.DÜNYA SAVAŞI’NDA SAVAŞTIĞI CEPHELER

Topraklarımızda Savaştığımız Cepheler Topraklarımız Dışında Savaştığımız Cepheler
1. Kafkas Cephesi 1.Makedonya
2. Kanal Cephesi 2.Galiçya Cephesi
3. Filistin-Suriye Cephesi 3.Romanya
4. Irak Cephesi
5. Çanakkale Cephesi
6. Hicaz-Yemen Cephesi

Kafkas Cephesi
Cephenin Açılma Nedenleri :
1. İttihatçıların Orta Asya’daki Türkler’i birleştirme ve Hindistan’a kadar toprakları genişletme isteği.
2. Almanlar’ın Bakû petrollerini ele geçirmek için Osmanlı’yı kışkırtması.
3. Ruslar’ın Doğu Anadolu’ya saldırmasıyla mücadele başlamıştır (1 Kasım 1914).
4. Enver Paşa Sarıkamış’ta Ruslar’a karşı cephe açmıştır.
5. 90.000 asker Allahuekber Dağları’nda soğuktan donarak şehit olmuştur (Sarıkamış Faciası).
6. Ruslar, Doğu Anadolu’yu işgal etmiştir.
7. M.Kemal Muş ve Bitlis’i Ruslar’dan geri almıştır (1914).
8. Rusya’da Bolşevik İhtilali çıkmıştır (1917).
9. Rusya Brest Litowsk Antlaşması ile I.Dünya Savaşı’ndan çekilmiş; Kars, Ardahan ve Batum’u Osmanlı Devleti’ne bırakmıştır (3 Mart 1918).

Kanal Cephesi
Cephenin Açılma Nedenleri :
1. Osmanlı Devleti’nin Mısır’ı İngilizler’den geri alma düşüncesi.
2. Osmanlı Devleti’nin, İngilizler’in Uzak Doğu sömürgeleriyle olan bağlantısını kesmek ve Süveyş Kanalı’nı ele geçirmek istemesi.
3. Cephede mücadele 3 Şubat 1915’te başlamıştır.
4. Almanya’nın desteği ile iki kez harekat düzenlenmiştir.
5. Osmanlı Devleti başarılı olamamıştır (1916).

Suriye ve Filistin Cephesi
Cephenin Açılma Nedeni :
1. Osmanlı Devleti’nin İngilizler’in Süveyş’ten kuzeye doğru ilerleyişini durdurmak istemesi.
2. İngilizler Halep’e kadar ilerlemiştir (1918).
3. Yıldırım Orduları Komutanı M.Kemal Paşa, İngilizler’i Halep’in kuzeyinde durdurmuştur.
4. Misak-ı Milli’nin Suriye sınırı çizilmiştir.

Irak Cephesi
Cephenin Açılma Nedenleri :
1. İngilizler’in Rusya’ya yardım ulaştırmak istemesi.
2. İngilizler’in Musul-Kerkük petrollerine sahip olmak istemesi.
3. İngilizler’in Hint deniz yolunun güvenliğini sağlamak istemesi.
4. İngilizler’in Basra’ya çıkarma yapmasıyla başlamıştır.
5. Türk ordusu Kut-ül Amare’de başarılı olmuş ise de, İngilizler Bağdat’ı ele geçirmiştir (11 Mart 1917).

Seyit Çavuş Çanakkale Cephesi 215 okkalık top güllesi ile
Çanakkale Cephesi
Cephenin Açılma Nedenleri :
1. İtilaf Devletleri’nin Rusya’ya yardım göndermek istemesi.
2. İtilaf Devletleri’nin Boğazlar’ı ele geçirerek, Osmanlı’nın İttifak Devletleri ile bağlantısını kesmek ve Osmanlı’yı saf dışı etmek istemesi.
3. İtilaf Devletleri’nin Balkan devletlerini yanlarına çekmek istemesi.
4. Osmanlı’nın Kafkas ve Kanal cephelerinden çekilmesinin sağlanmak istenmesi.
5. İngiliz ve Fransız donanmaları Çanakkale Boğazı’na saldırmış, savaş başlamıştır (19 Şubat 1915).
6. Mayınlı boğazlardan İtilaf Devletleri geçememiştir.
7. İtilaf Devletleri Gelibolu Yarımadası’na ve boğazın iki yakasına asker çıkarmıştır.
8. Türk askeri Gelibolu, Conkbayırı, Anafartalar’da başarı elde etmiştir M.Kemal bu cephede başarılar kazanmıştır.
9. Düşman askerleri sekiz ay sonra savaştan çekilmek zorunda kalmıştır (9 Ocak 1916).

Çanakkale Savaşı’nın Sonuçları :
1. I.Dünya Savaşı’nda Osmanlı, yalnız bu cephede başarılı olmuştur.
2. Çanakkale Savaşı, I.Dünya Savaşı’nın uzamasına neden olmuştur.
3. 500.000 insan ölmüştür.
4. M.Kemal; önce albay, daha sonra da general olmuş, yurt içinde ve dışında tanınmıştır.
5. Bulgaristan İttifak Devletleri yanında savaşa katılmıştır.
6. Rusya’da Bolşevik İhtilali olmuş, SSCB kurulmuştur.
7. Kafkas Cephesi kapanmıştır.
8. Zafer, tutsak milletlere bağımsızlık mücadelesinde bir örnek oluşturmuştur.
Hicaz-Yemen Cephesi
Cephenin Açılma Nedeni :
1. Osmanlı Devleti’nin kutsal yerleri İngilizler’den korumak istemesi.
2. İngilizler Araplar’ı Osmanlı aleyhine kışkırtmıştır.
3. Fahrettin Paşa İngilizler’le ve Mekke Emiri Şerif Hüseyin ile mücadele etmiş, başarılı olunamamıştır.


Galiçya, Romanya ve Makedonya Cephesi
Cephenin Açılma Nedeni :
1. Osmanlı Devleti’nin; müttefiklerine (özellikle Almanlar’a) yardım etmek istemesi.
2. Osmanlı; Rusya, Romanya ve Fransa ile mücadele etmiş, fakat başarılı olamamıştır.

Not 1:M.Kemal; Kafkas, Çanakkale ve Suriye-Filistin cephelerine katılmıştır.
Not 2: Kafkas ve Kanal cepheleri taarruz cepheleridir ve bu cephelerin açılmasında Almanya’nın isteği etkili olmuştur. Kanal cephesinde Almanlar cephane yardımı da yapmışlardır.
Not 3: Osmanlı Devleti Galiçya, Romanya ve Makedonya Cephesi’nde kendi sınırları dışında savaşmıştır.
Not 4: Brest-Litowsk Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Berlin Antlaşması ile Rusya'ya verdiği Kars, Ardahan ve Batum'u geri almıştır.
Not 5:Osmanlı'nın kazandığı tek cephe Çanakkale'dir.
Not 6: Başta kazanılmaya çalışılıp kaybedilen cephe Irak'tır.








OSMANLI DEVLETİ’Nİ PAYLAŞMAK İÇİN İMZALANAN GİZLİ ANTLAŞMALAR

Formül: B
a L Po Sa Sı Mı

?Boğazlar Antlaşması (1915)
İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanmıştır.
İstanbul ve Boğazlar, Rusya’ya bırakılmıştır.

Londra Antlaşması (1915)
İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya arasında imzalanmıştır.
İtalya’ya Antalya ve çevresi ile Oniki Adalar bırakılmıştır.
İtalya bu antlaşmadan sonra İtilaf Grubu’na katılmıştır.

Petrograt Protokolü (1916)
İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya arasında imzalanmıştır.
Rusya’ya Boğazlar’a ek olarak Van, Erzurum, Bitlis ve Trabzon’a kadar olan Doğu Karadeniz bölgesi bırakılmıştır.

Sykes-Picot Antlaşması (1916)

İngiltere ve Fransa arasında, İtalya’dan gizli olarak yapılmıştır.
Rusya; Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu’nun kendisine verilmesi şartı ile bu anlaşmayı kabul etmiştir.
Fransa’ya; Adana, Hatay, Suriye kıyıları ve Lübnan bırakılmıştır.
İngiltere’ye Musul hariç Irak bırakılmıştır.
Suriye’nin diğer bölgeleri ile Musul ve Ürdün’ü kaplayan bölgede Büyük Arap Krallığı kurulması kararı alınmıştır.
Arap Krallığı İngiliz ve Fransız himayesinde olacaktır.
Özerk bir Filistin Devleti kurulacaktır.
Bu antlaşma ile Araplar, İngilizler’in yanında Osmanlı’ya karşı savaşmıştır.

Not : Antlaşmanın İtalya’dan gizli yapılmasında, İtalya’nın aktif olarak I.Dünya Savaşı’na katılmaması etkili olmuştur.

Saint-Jean De Maurienne Antlaşması (19 Nisan 1917)

İtalya, kendisinden gizli olarak imzalanan Sykes Picot Antlaşması’na tepki göstermiştir.
Konya, Antalya, Aydın ve İzmir çevresi İtalya’ya bırakılmıştır.

Mc Mahon Antlaşması
İngilizler Araplar’ı Osmanlı aleyhine kışkırtmıştır.
Araplar'a Büyük Arap Krallığı kurma sözü verilmiştir.

Not 1: Rusya’da Bolşevik İhtilali olmuştur. Bunun üzerine İtilaf Devletleri Rusya’ya bırakılan toprakların yarısında Özerk Kürt Devleti oluşturmayı, diğer yarısını da Ermenistan’a vermeyi kararlaştırmışlardır.
Not 2: Bolşevik Rejimi gizli antlaşmaları açıklayınca, gizli antlaşmalar uygulanma zemini bulamamıştır.
Not 3:Gizli Antlaşmalara tepki olarak Wilson İlkeleri yayınlanmıştır.

WILSON İLKELERİ

ABD Başkanı Wilson, gelecekte yapılacak barışın ilkelerini açıklamıştır (8 Ocak 1918).
Buna göre:
1. Yenen devletler, yenilen devletlerden toprak ve tazminat almayacak.
2. Devletlerarasında gizli herhangi bir antlaşma yapılmayacak, antlaşmalar açık olarak yapılacak.
3. Devletlerarasında eşitlik sağlanacak, uluslararası ekonomik engeller kaldırılacak.
4. Ülkeler arasında silahlanma yarışına son verilecek.
5. Alsace – Loraine Fransa’ya geri verilecek.
6. İşgal edilen Rus toprakları boşaltılacak.
7. Belçika yeniden kurulacak.
8. Uluslararası anlaşmazlıkları barış yoluyla çözmek için Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti) kurulacak.
9. Boğazlar her devlete açık olacak.
10. Türk egemenliği altında yaşayan diğer milletlere kendini yönetme hakkı verilecek.
11. Osmanlı Devleti’nin Türk bölgelerine egemenlik hakkı verilecek.
Not 1: İtilaf Devletleri toprak elde etmek için Paris Barış Konferansı’nda manda ve himaye fikrini ortaya atmıştır.
Not 2: İtilaf Devletleri Wilson İlkeleri’ne ters düşmemek için Mondros Antlaşması’na 7. ve 24. maddeleri koymuşlardır.

ATEŞKES ANTLAŞMALARI

Formül:B
i ------ Se Ma Ve R
Rusya; Brest-Litowsk Antlaşması ile (3 Mart 1918).
Bulgaristan Selanik Antlaşması ile (29 Eylül 1918).
Osmanlı Devleti Mondros Ateşkes Antlaşması ile (30 Ekim 1918).
Avusturya Villa Gusti Antlaşması ile (3 Kasım 1918).
Almanya ise Rethondes Antlaşması ile (11 Kasım 1918) savaştan çekilmişlerdir.


I.DÜNYA SAVAŞI’NI BİTİREN BARIŞ ANTLAŞMALARI


Formül: Ve Sa Na T Sa
Savaşı bitiren barış antlaşmalarının metni Paris Barış Konferansı’nda hazırlanmıştır (18 Ocak 1919).
?Versailles Barış Antlaşması(28 Haziran 1919)Almanya ile imzalanmıştır.
Almanya;
Alsace-Loraine’i Fransa’ya bırakmıştır.
Bir kısım topraklarını Belçika ile yeni kurulan Litvanya, Polonya ve Çekoslovakya’ya bırakmıştır.
Sömürgeleri galip devletler arasında paylaşılmıştır.
Avusturya ile haberleşmeme sözü vermiştir.
Zorunlu askerlik kaldırılmıştır.
Ağır silahlara sahip olması yasaklanmıştır.
Savaş tazminatı ödemeyi kabul etmiştir.
Saint-Germain Barış Antlaşması(10 Eylül 1919)Avusturya ile imzalanmıştır.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu iki ayrı devlet olmuştur.
Avusturya; Macaristan, Yugoslavya ve Çekoslovakya’nın bağımsızlığını tanımıştır.
Avusturya’da zorunlu askerlik kaldırılmıştır.
Avusturya, Milletler Cemiyeti’nin onayını almadan Almanya ile birleşmemeyi kabul etmiştir.
Neuilly Barış Antlaşması (27 Kasım 1919)Bulgaristan ile imzalanmıştır.
Bulgaristan;
Güney Dobruca’yı Romanya’ya, Batı Trakya’yı Yunanistan’a, bir kısım topraklarını ise Yugoslavya’ya bırakmıştır.
Bulgaristan’da zorunlu askerlik kaldırılmıştır.
Deniz ve hava kuvveti bulunmayacak, orduda asker sayısı 25.000 kişiyi geçmeyecek.
Trianon Barış Antlaşması(4 Haziran 1920) Macaristan ile imzalanmıştır.
Macaristan;
Topraklarının büyük kısmını Romanya, Çekoslovakya ve Yugoslavya’ya bırakmıştır.
Macaristan’da zorunlu askerlik kaldırılmıştır.
Deniz ve hava kuvvetleri bulunmayacaktır.
Sevr Barış Antlaşması (10 Ağustos 1920)Osmanlı Devleti ile imzalanmıştır.
Mebusan Meclisi kapalı olduğundan anlaşma onaylanmamış ve uygulanamamıştır.
Osmanlı Devleti'nin inzaladığı son antlaşmadır.
Sevr Görüşmelerini yapan Damat Ferit Paşa ve Osmanlı heyeti
Not 1: Versailles Antlaşması, II.Dünya Savaşı’nın nedeni olmuştur.
Not 2: Saint-Germain Antlaşması ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğu iki ayrı devlet olmuştur.
Not 3: Neuilly Antlaşması ile Bulgaristan’ın Ege Denizi ile bağlantısı kesilmiştir.
Not 4: Tarianon Antlaşması, ileride çıkacak azınlıklar meselesinin zeminini hazırlamıştır.
Not 5: Sevr Antlaşması Osmanlı’nın imzaladığı son antlaşmadır, Mebusan Meclisi dağıtıldığından onaylanmamış ve uygulanmamıştır.


I.DÜNYA SAVAŞI’NIN SONUÇLARI

1. Savaştan en karlı devlet İngiltere çıkmış ve Avrupa’nın bir numaralı devleti olmuştur.
2. Fransa, Almanya’nın etkisinden kurtularak ikinci güçlü devlet haline gelmiştir.
3. İtalya, Avusturya’dan toprak almış ve Oniki Adalar’a hakim olmuştur.
4. Rus, Alman, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı imparatorlukları yıkılmış yeni milli devletler kurulmuştur.
5. Litvanya, Letonya, Estonya, Finlandiya, Yugoslavya, Çekoslovakya, Polonya, Macaristan, SSCB kurulan yeni devletlerdir.
6. Avrupa’da denge boşluğu meydana gelmiştir.
7. Yenilen devletlerde rejim değişikliği olmuştur.
8. Dünya barışını sağlamak için merkezi Cenevre’de olan Milletler Cemiyeti kurulmuştur.
9. Sömürgeciliğin yerini manda ve himayecilik almıştır.
10. Sınırlar çizilirken “milliyetçilik” ilkesi dikkati alınmadığından “azınlıklar” meselesi çıkmıştır.
11. I.Dünya Savaşı’nı bitiren antlaşmalar II.Dünya Savaşı’nın zeminini hazırlamıştır.

BARIŞIN DEVAMINI SAĞLAMA ÇABALARI

Formül: Me Le K

? Milletler Cemiyeti (10 Ocak 1920)
Paris Konferansı’nda Milletler Cemiyeti’nin kurulması kararlaştırılmıştır.
Versailles Antlaşması’ndan sonra Cenevre’de resmen kurulmuştur.
Cemiyet yalnızca büyük devletlerin çıkarlarını korumuş, güvenilirliğini yitirmiştir.

Antlaşması (1 Aralık 1925)
Fransa’nın Almanya’ya olan güvensizliği sonucu imzalanmıştır.
Antlaşma Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, Belçika, Polonya ve Çekoslovakya arasında imzalanmıştır.
Anlaşmazlıkların barış yoluyla ve Milletler Cemiyeti aracılığıyla çözülmesi kararlaştırılmıştır.

Kellog Paktı (27 Ağustos 1928)
Antlaşma ABD, Almanya, İngiltere, İtalya, Belçika, Polonya, Japonya ve Çekoslovakya arasında Paris’te imzalanmıştır.
Bu konu yada mesaj "www.turkishajan.com" sitesine aittir.
kadir isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 22 Mart 2009   #3 (permalink)
kadir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  • Genel Yönetici
  • Üyelik tarihi: 04 Temmuz 2008
  • Mesajlar: 4.584
  • Konular: 2527
  • Ettiği Teşekkür: 937
    428 Mesajında 531 Kez Teşekkür Aldı
Standart

Cevap: T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Konu Anlatımı (Tüm konular)

Cevap: T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Konu Anlatımı (Tüm konular)

I. D&#220;NYA SAVAŞI SONUNDA
OSMANLI DEVLETİ


(sevr ant.)
1. MONDROS ATEŞKES
ANTLAŞMASI
2. PARİS BARIŞ KONFERANSI İZMİR'İN İŞGALİ
3. CEMİYETLER


MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI (30 Ekim 1918)

Nedenleri:
Wilson İlkeleri’ne g&#252;venilmesi.
Bulgaristan’ın I.D&#252;nya Savaşı’ndan &#231;ekilmesi.
İttihat&#231;ılar savaşın kaybedilmesinin sorumluluğu kendi &#252;stlerine kalacağından &#252;lkeyi terk etmişlerdir.
Ahmet İzzet Paşa Kabinesi İtilaf Devletleri’nden ateşkes yapılmasını istemiştir.
Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda Osmanlı Devleti Bahriye Nazırı Rauf Orbay ile İngiliz Amirali Calthrope arasında Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.



a) Osmanlı Devleti’nin Egemenliğini Kısıtlayan H&#252;k&#252;mler:

Boğazlar t&#252;m devletlere a&#231;ık olacak ve İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecek.
İtilaf Devletleri, kendi g&#252;venliklerini tehdit edecek bir durumda herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecek (7.madde).
Vil&#226;y&#226;t-ı Sitte’de (Altı il; Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Bitlis, Sivas) bir karışıklık &#231;ıkarsa, İtilaf Devletleri buraları işgal edebilecek (24.Madde).
B&#252;t&#252;n haberleşme-ulaşım ara&#231; ve gere&#231;leri İtilaf Devletleri’nin kontrol&#252;ne verilecek.
b) Askeri H&#252;k&#252;mler:
G&#252;venliği sağlayacak askerden fazlası terhis edilecek.
İtilaf Devletleri ve Ermeni esirleri serbest bırakılacak.
T&#252;rk askerleri İtilaf Devletleri’nin kontrol&#252;nde kalacak.
Hicaz, Yemen, Suriye, Irak ve Trablusgarp’taki T&#252;rk subay ve askerler en yakın İtilaf devletine teslim edilecek.
c) Ekonomik H&#252;k&#252;mler:
Toros T&#252;nelleri İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecek.
T&#252;m demiryolları ve donanma g&#252;c&#252; İtilaf Devletleri’nin kontrol&#252;ne bırakılacak, gemiler limanlarda tutuklu kalacak.
Silah, cephane ve orduya ait t&#252;m mallar İtilaf Devletleri’nin kontrol&#252;ne bırakılacak.
Yer altı ve yer&#252;st&#252; zenginlik kaynakları İtilaf Devletleri’nin kontrol&#252;ne bırakılacak.
&#220;lkenin ihtiya&#231; fazlası k&#246;m&#252;r, akaryakıt ve deniz gere&#231;leri dışarıya satılmayacak.

Mustafa Kemal


30 Ekim 1918'de Mondros


M&#252;tarekesinin imzalanması ile


savaşın sona ermesi &#252;zerine 7.Ordu


Komutanlığı uhdesinde olarak


Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı


Liman Von Sanders Paşa'dan devraldı.


Mondros Antlaşması’nın Sonu&#231;ları:
Osmanlı Devleti fiilen sona ermiştir.
İttihat ve Terakki Partisi, adını Tecedd&#252;t Partisi olarak değiştirmiş ve kendini feshetmiştir.
Ermeniler korumaya alınmış ve doğuda bir Ermeni Devleti kurma zemini hazırlanmıştır (24.madde).
Antlaşmanın 7. maddesi Osmanlı topraklarının işgalini kolaylaştırmıştır.
İlk olarak İngilizler Musul’u işgal etmiştir (3 Kasım 1918). Ardından Urfa, Antep ve Maraş’a girmişlerdir.
İtilaf Devletleri’nin donanmaları İstanbul &#246;nlerine gelmiştir (13 kasım 1918).
İşgallere karşı T&#252;rk milleti tarafından direniş cemiyetleri kurulmuştur.
Azınlıklar da işgalleri kolaylaştırmak i&#231;in zararlı cemiyetleri kurmuştur.
M.Kemal Suriye-Filistin Cephesi’nde iken, yabancı işgaline a&#231;ık bırakan maddelere tepki g&#246;stermiştir.
İstanbul H&#252;k&#252;meti, Yıldırım Orduları Grubu’nu ve VII.Ordu Kararg&#226;hı’nı kaldırmış, M.Kemal’i Harbiye Nezareti’ne almıştır.

Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan Sonra İşgal Edilen Yerler
İngiltere Fransa İtalya
Musul Adana Antalya
Urfa Urfa Kuşadası
Antep Antep Fethiye
Maraş Maraş Bodrum
Batum Mersin Marmaris
Kars D&#246;rtyol Konya
Samsun
Merzifon

YUNANİSTAN:
İzmir


Not:İngiltere, Mondros'tan sonra işgal ettiği Urfa, Antep ve Maraş'ı Paris Barış Konferansı'nda; Fransa’ya bırakmıştır.

PARİS BARIŞ KONFERANSI (18 Ocak 1919)
I.D&#252;nya Savaşı’nı sona erdirecek barış antlaşmaların metninin hazırlanması i&#231;in toplanılmıştır.
İtilaf Devletleri; Araplar’ı, Ermeniler’i ve Rumlar’ı Osmanlı toprakları &#252;zerinde &#231;oğunlukta oldukları yerleri ispat etmeye &#231;ağırmıştır.
Konferansta pek &#231;ok sahte belge kullanılmıştır.
Wilson İlkeleri’ne ters d&#252;şmemek i&#231;in manda ve himaye d&#252;ş&#252;ncesi kabul edilmiştir.
İzmir ve &#231;evresi ile İstanbul’a kadar Doğu Trakya Yunanlar’a bırakılmıştır.
Batı Akdeniz İtalya’ya bırakılmıştır.
Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurulması kararlaştırılmıştır.
Urfa, Antep, Maraş ve Suriye ile L&#252;bnan Fransa’nın mandasına verilmiştir.
Irak ve Filistin İngilizler’in mandasına verilmiştir.
&#214;nemi: İtilaf Devletleri arasında ilk kez anlaşmazlık &#231;ıkmıştır.
Not 1: Gizli antlaşmalarla İtalyanlar’a bırakılan İzmir ve &#231;evresi, İngiltere’nin karşısında g&#252;&#231;l&#252; bir devlet g&#246;rmek istememesi nedeniyle Yunanlar’a bırakılmıştır.
Not 2: ABD, Monroe Doktrini’ne uyarak Avrupa’ya m&#252;dahale etmemiştir.

İZMİR'İN İŞGALİ (15 Mayıs 1919)

Yunanlar İzmir ve &#231;evresinde Rum n&#252;fusunun T&#252;rkler’den fazla olduğunu iddia etmiştir.
Yunanlar’ın iddiası &#231;&#252;r&#252;t&#252;lm&#252;şt&#252;r.
Yunanlar Avrupalı devletlerin de desteğini alarak İzmir’i işgal etmiştir (15Mayıs 1919).
Hasan Tahsin adında bir gazeteci Yunanlar’a ilk kurşunu atarak Milli M&#252;cadele’yi başlatmıştır.
Yunanlar kısa s&#252;rede Gediz ve Menderes vadilerini işgal etmiş Manisa ve Aydın’a kadar ilerlemişlerdir.
Yunanlar’ı Aydın’dan sonra Demirci Mehmet Efe, Salihli yakınlarında da &#199;erkez Ethem durdurmuştur.
Halk, asker, efeler ve eskiden eşkıyalık yapan bazı kişiler tarafından direniş cemiyetleri kurulmuş ve Kuva-yı Milliye birlikleri oluşturulmuştur.

CEMİYETLER


A) Zararlı Cemiyetler B) Yararlı Cemiyetler




A) Zararlı Cemiyetler

a) Azınlık Cemiyetleri
MEtnik-i Eterya Cemiyeti
İlk kurulduğunda Yunanistan’a bağımsızlığını kazandırmak amacıyla kurulmuştur (1814).
Girit İsyanı’na neden olmuşlardır (1896).
I.D&#252;nya Savaşı’nda ise Rumlar’ın yaşadığı t&#252;m toprakları Yunanistan’a katarak eski Bizans’ı canlandırmayı ama&#231;lamışlardır.
MMavri Mira Cemiyeti
İzmir ve &#231;evresi ile Doğu Trakya’yı Yunanistan’a katmak i&#231;in kurulmuştur.
İstanbul’daki Rum Patrikhanesi bu cemiyetin başkanlığını &#231;ekmiştir.
MRum Pontus Cemiyeti
Trabzon Rum İmparatorluğu’nu tekrar kurmak amacı ile Rumlar tarafından kurulmuştur.
MTaşnak ve Hın&#231;ak Cemiyeti
Doğu Anadolu’da bağımsız bir Ermeni Devleti kurmak amacı ile Ermeniler tarafından kurulmuştur.
MAlyans İsrailit Cemiyeti
İstanbul’daki Yahudi gen&#231;ler tarafından kurulmuştur.
Filistin'den Elazığ’a kadar uzanan B&#252;y&#252;k İsrail Devleti’ni kurmayı ama&#231;lamışlardır.
Not :Azınlıkların kurduğu cemiyetlerin &#231;alışmalarında Rum ve Ermeni kiliseleri etkili olmuştur.

b) Milli Varlığa D&#252;şman Cemiyetler
LK&#252;rt Teali Cemiyeti
İngilizler’in yardımıyla İstanbul’da kurulmuştur.
Wilson İlkeleri’nden yararlanarak doğuda bir K&#252;rt Devleti kurmak ama&#231;lanmıştır.
Doğu Anadolu M&#252;dafaa-i Hukuk Cemiyeti ile birleşmeyi reddetmiştir.
LTeali İslam Cemiyeti
&#220;lkenin kurtuluşunu hilafet ve saltanatta g&#246;rm&#252;şlerdir.
Anadolu’daki Milli M&#252;cadele’yi engellemek i&#231;in İstanbul’daki bazı m&#252;derrisler tarafından kurulmuştur.
LSulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası
İttihat ve Terakki karşıtlarından oluşmuştur.
Padişaha bağlılığı savunmuşlardır.
Meşrutiyet ve demokrasi ilkelerine bağlı siyaset takip etmişlerdir.
LH&#252;rriyet ve İtilaf Fırkası
İttihat ve Terakki’nin en b&#252;y&#252;k karşıtlarıdır.
Mondros’tan sonra Milli M&#252;cadele’ye karşı i&#231; ayaklanmalarda &#246;nc&#252; olmuşlardır.
Lİngiliz Muhipleri Cemiyeti
İngilizler’in parasıyla İstanbul’da kurulmuştur.
İngiliz mandasını savunmuşlardır.
Osmanlı Devleti tarafından desteklenmiştir.
LWilson Prensipleri Cemiyeti
Osmanlı Devleti’nin kurtuluşunun ancak ABD’nin mandası ile m&#252;mk&#252;n olabileceği savunulmuştur.-
Cemiyetin kurucularından bir kısmı Kurtuluş Savaşı’nda Milli M&#252;cadelecilere katılmıştır.

B) Yararlı (Milli) Cemiyetler

JTrakya-Paşaeli M&#252;dafaa-i Hukuk Cemiyeti
Trakya’nın Yunanlar’a verileceği endişesi ile Edirne’de kurulmuştur.
Osmanlı Devleti par&#231;alandığı takdirde Batı Trakya ile birleşerek, Trakya Cumhuriyeti’ni kurmayı ama&#231;lamıştır.
Mondros’tan sonra kurulan ilk direniş cemiyetidir (2 Aralık 1919).
L&#252;leburgaz, Edirne kongrelerini d&#252;zenlemişlerdir.
Jİzmir M&#252;dafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti
İzmir’in Yunanlar’a verilmesini engellemek amacı ile kurulmuştur.
İttihat&#231;ı ve Bolşevik olmakla su&#231;lanmışlar, d&#252;zenli bir cemiyet olamamışlardır.
Jİzmir Redd-i İlhak Cemiyeti
İzmir’in işgali &#252;zerine kurulmuştur.
I. ve II. Balıkesir Kongresi ile Alaşehir Kongresi’ni d&#252;zenlemişlerdir.
JKilikyalılar Cemiyeti
Adana ve &#231;evresinin Ermeniler’e verilmesini engellemek ve Fransız işgalinden korumak i&#231;in kurulmuştur.
JTrabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti
Trabzon ve &#231;evresinde Pontus Rum Devleti’nin kurulmasını engellemek i&#231;in kurulmuştur.
JTrabzon Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti
Trabzon ve &#231;evresinde bağımsız bir T&#252;rk Devleti kurmak amacı ile kurulmuştur.
İlk kurulduğunda padişaha bağlı iken daha sonra Milli M&#252;cadele’ye katılmıştır.
JDoğu Anadolu (şark Vilayetleri) M&#252;dafaa-i Hukuk Cemiyeti
Doğuda bağımsız bir Ermeni Devleti’nin kurulmasını engellemek i&#231;in kurulmuştur.
Cemiyet şu kararları almıştır:
Kesinlikle Doğu Anadolu’dan g&#246;&#231; edilmeyecek.
Doğu illeri bir saldırıya uğrarsa birleşilecek.
Bilim, din ve ekonomi alanında teşkilatlanılacak.
Erzurum Kongresi'ni d&#252;zenlemişlerdir.
JMilli Kongre Cemiyeti
Milli Talim ve Terbiye Cemiyeti tarafından kurulmuştur.
T&#252;rkler’e karşı yapılan yanlış propagandaları basım ve yayım yoluyla d&#252;nyaya duyurmak ama&#231;lanmıştır.
“Kuva-yı Milliye” deyimini ilk kullanan cemiyettir.

MİLLİ CEMİYETLERİN &#214;ZELLİKLERİ

Cemiyetlerin tabanını &#231;oğunlukla eski İttihat&#231;ılar oluşturmuştur.
Cemiyetlerde “T&#252;rkl&#252;k” duygusu &#246;n plandadır.
Cemiyetler yalnız bulundukları b&#246;lgeleri kurtarmak i&#231;in kurulmuştur.
Genellikle basın ve yayın yoluyla m&#252;cadele etmişlerdir.
Milli Cemiyetler; Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli M&#252;dafaa-i Hukuk Cemiyeti adı ile birleştirilmiştir.
Bu konu yada mesaj "www.turkishajan.com" sitesine aittir.
kadir isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 22 Mart 2009   #4 (permalink)
kadir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  • Genel Yönetici
  • Üyelik tarihi: 04 Temmuz 2008
  • Mesajlar: 4.584
  • Konular: 2527
  • Ettiği Teşekkür: 937
    428 Mesajında 531 Kez Teşekkür Aldı
Standart

Cevap: T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Konu Anlatımı (Tüm konular)

Cevap: T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Konu Anlatımı (Tüm konular)

ATATÜRK KRONOLOJİSİ
Atatürk'ün kronolojisi, bir bakıma Türkiye'nin kurtuluş mücadelesine ve bu mücadeleden, hangi aşamalardan geçerek onurlu bir Türkiye Cumhuriyeti kurulduğuna işaret etmektedir.


19 Mayıs 1881 - Mustafa'nın Selanik'te doğuşu.

1893 - Mustafa'nın Selanik Askeri Rüştiyesi'ne yazılması ve öğretmeni Mustafa Efendi'nin kendisine "Kemal" adını takması.

1895 - Mustafa Kemal'in Selanik Askeri Rüştiyesi'ni bitirerek Manastır Askeri İdadisine girmesi.

13 Mart 1899 - Mustafa Kemal'in Manastır Askeri İdadisi'ni bitirerek İstanbul'da Harp Okulu'na girişi.

10 Şubat 1902 - Mustafa Kemal'in Harp Okulu'nu teğmen rütbesiyle bitirerek Harp Akademisi'ne geçmesi.

11 Ocak 1905 - Mustafa Kemal'in Kurmay Yüzbaşı olarak Harp Akademisi'nden mezun olması ve merkezi Şam'da bulunan Beşinci Ordu emrine verilmesi.

Ekim 1905 - Mustafa Kemal'in bazı arkadaşlarıyla birlikte Şam'da gizli "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti"ni kurması.

20 Haziran 1907 - Mustafa Kemal'in Kolağasılığına ( Kıdemli Yüzbaşı ) yükseltilmesi

13 Ekim 1907 - Mustafa Kemal'in Selanik'te III. Ordu'ya atanması.

15-16 Nisan 1909 - Mustafa Kemal'in 31 Mart (13 Nisan) ayaklanması üzerine Hareket Ordusu'nun kurmay başkanı olarak İstanbul'a hareket etmesi.

6 Eylül 1909 - Mustafa Kemal'in Selanik'te III. Ordu Piyade Subay Talimgahı Komutanı olması. (Aynı yıl içinde Kolağası rütbesiyle 38. Piyade Alayı komutanı olmuştur.)

Mayıs 1910 - Mustafa Kemal'in Mahmud Şevket Paşa'nın kurmay başkanı olarak Arnavutluk harekatında bulunması.

Eylül 1910 - Fransa'da yapılan manevralara Türk Ordusu temsilcisi olarak katılması.

13 Eylül 1911 - Mustafa Kemal'in İstanbul'a Genelkurmay'a nakledilmesi.

27 Kasım 1911 - Mustafa Kemal'in Trablusgarb'ta Binbaşılığa yükseltilmesi.

22 Aralık 1911 - Mustafa Kemal'in İtalyan - Osmanlı Trablus Savaşı'nda Tobruk Taarruzu'nu başarıyla idare etmesi.

25 Kasım 1912 - Mustafa Kemal'in Bahrısefid Boğazı ( Çanakkale ) Kuva-yı Mürettebesi Harekat Şubesi Müdürlüğü'ne atanması.

27 Ekim 1913 - Mustafa Kemal'in Sofya Ataşemiliteri olması.

1 Mart 1914 - Mustafa Kemal'in Yarbaylığa yükseltilmesi.

2 Şubat 1915 - Mustafa Kemal'in Tekirdağ'da 19. Tümeni kurmaya başlaması. (25 Şubat 1915'te tümen kuruluşunu tamamlayarak Maydos'a gelmiştir.)

25 Nisan 1915 - İtilaf devletlerinin Arıburnu'na asker çıkarmaları üzerine Mustafa Kemal'in tümeniyle düşmanı önleyerek durdurması.

1 Haziran 1915 - Mustafa Kemal'in Albaylığa yükseltilmesi.

8-9 Ağustos 1915 - Mustafa Kemal'in Anafartalar Grubu Komutanlığı'na atanması.

10 Ağustos 1915 - Mustafa Kemal'in bizzat idare ettiği taarruzla Anafartalar cephesinde düşmanı geri atması.

17 Ağustos 1915 - Mustafa Kemal'in Kireçtepe'de zafer kazanması.

21 Ağustos 1915 - Mustafa Kemal'in II. Anafartalar Savaşı'nı kazanması.

14 Ocak 1916 - Mustafa Kemal'in Edirne'de XVI. Kolordu Komutanlığı'na başlaması.

1 Nisan 1916 - Mustafa Kemal'in Mirlivalığa ( Tümgeneral ) yükselmesi.

7-8 Ağustos 1916 - Mustafa Kemal'in Bitlis ve Muş'u düşman elinden geri alması.

7 Mart 1917 - Mustafa Kemal'in Diyarbakır'daki II. Ordu Komutanlığı vekilliğine atanması.

16 Mart 1917 - Mustafa Kemal'in Diyarbakır'daki II. Ordu Komutanlığı'na asil olarak atanması.

5 Temmuz 1917 - Mustafa Kemal'in Halep'teki VII. Ordu Komutanlığı'na atanması.

20 Eylül 1917 - Mustafa Kemal'in VII. Ordu Komutanı sıfatıyla memleketin ve ordunun durumunu açıklayan tarihi raporunu göndermesi.

15 Ekim 1917 - Mustafa Kemal'in VII. Ordu Komutanlığı'ndan ayrılarak İstanbul'a dönmesi.

15 Aralık 1917 - Mustafa Kemal'in Veliaht Vahidettin ile Almanya'ya gitmesi.

16 Aralık 1917 - Mustafa Kemal'e "Birinci Rütbeden Kılıçlı Mecidi Nişanı" verilmesi.

4 Ocak 1918 - Almanya gezisinden dönmesi.

7 Ağustos 1918 - Mustafa Kemal'in Filistin'de bulunan VII. Ordu Komutanlığı'na ikinci defa tayin olunması.

26 Ekim 1918 - Mustafa Kemal'in komta ettiği VII. Ordu Birlikleri tarafından düşman taarruzunun Haleb'in kuzeyinde bugünkü sınırlarımız üzerinde durdurulması.

31 Ekim 1918 - Mustafa Kemal'in Yıldırım Orduları Grubu Komutanı olması.

13 Kasım 1918 - Mustafa Kemal'in Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı'nın lağvı üzerine İstanbul'a gelmesi.

30 Nisan 1919 - Mustafa Kemal'in 9. Ordu Müfettişi olması.

16 Mayıs 1919 - Mustafa Kemal'in Samsun'a gitmek üzere Bandırma Vapuru ile İstanbul'dan ayrılması.

19 Mayıs 1919 - Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkması.

21-22 Haziran 1919 - Mustafa Kemal'in Amasya'dan yolladığı genelgeyle, milli kuvvetleri bir gaye ve bir teşkilat çevresinde toplamak amacıyla Sivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı.

26 Haziran 1919 - Amasya'dan Sivas'a hareketi.

3 Temmuz 1919 - Mustafa Kemal'in Erzurum'a ilk gelişi.

8-9 Temmuz 1919 - Mustafa Kemal'in resmi görevinden ve askerlikten çekilmesi.

23 Temmuz 1919 - Erzurum Kongresi'nin toplanması ve Mustafa Kemal'in Erzurum Kongresi'ne Başkan seçilmesi.

4 Eylül 1919 - Sivas Kongresi'nin toplanması ve Mustafa Kemal'in Sivas Kongresi'ne Başkan seçilmesi.

11 Eylül 1919 - Mustafa Kemal'in Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesi Başkanlığı'na seçilmesi.

20-22 Ekim 1919 - Mustafa Kemal'in İstanbul'dan gelen Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Amasya'da görüşmesi.

7 Kasım 1919 - Mustafa Kemal'in İstanbul'da toplanması kararlaştırılan Osmanlı Meclisi için Erzurum'dan milletvekili seçilmesi. ( TBMM'nin birinci dönemi için yapılan seçimde ve ondan sonraki seçimlerde Ankara'dan milletvekili seçilmiştir. )

27 Aralık 1919 - Mustafa Kemal'in Heyeti Temsiliye ile birlikte Ankara'ya gelmesi.

16 Mart 1920 - İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından işgali üzerine Mustafa Kemal'in durumu bütün devletlere ve Millet Meclislerine protesto etmesi ve Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama teşebbüsüne geçmesi.

23 Nisan 1920 - Mustafa Kemal'in Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açması.

24 Nisan 1920 - TBMM'nin Mustafa Kemal'i başkanlığa seçmesi.

11 Mayıs 1920 - Mustafa Kemal'in İstanbul Hükümetince ölüm cezasına çarptırılması.( Bu karar 24 Mayıs 1920'de Padişah tarafından onanmıştır. )

13 Eylül 1920 - Mustafa Kemal tarafından hazırlanan Halkçılık programının Büyük Millet Meclisi'ne sunuluşu.

5 Aralık 1920 - Mustafa Kemal'in İstanbul'dan gelen Osmanlı delegeleri İzzet ve Salih Paşa'larla Bilecik tren istasyonunda görüşmesi.

10 Mayıs 1921 - Mustafa Kemal tarafından Büyük Millet Meclisi'nde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu'nun kurulması ve kendisinin Grup Başkanlığı'na seçilmesi.

13 Haziran 1921 - Mustafa Kemal'in Fransız temsilcisi F. Bouillon ile Ankara'da görüşmesi.

5 Ağustos 1921 - Büyük Millet Meclisi tarafından Mustafa Kemal'e Başkomutanlık görevinin verilmesi.

23 Ağustos 1921 - Mustafa Kemal'in 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi'ni idareye başlaması.

13 Eylül 1921 - Mustafa Kemal'in Sakarya Zaferi'ni kazanması.

19 Eylül 1921 - Mustafa Kemal'e Büyük Millet Meclisi tarafından müşirlik
( mareşallik ) rütbesinin ve

Gazi ünvanının verilmesi.


26 Ağustos 1922 - Gazi Mustafa Kemal'in Kocatepe'den Büyük Taarruz'u idareye başlaması.

30 Ağustos 1922 - Gazi Mustafa Kemal'in Dumlupınar'da Başkomutanlık Meydan Savaşı'nı kazanması.

10 Eylül 1922 - Gazi Mustafa Kemal'in İzmir'e girişi.

1 Kasım 1922 - Gazi Mustafa Kemal'in teklifi üzerine Büyük Millet Meclisi'nin saltanatın kaldırılmasına karar vermesi.

14 Ocak 1923 - Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde Hanım'ın İzmir'de ölümü.

29 Ocak 1923 - Gazi Mustafa Kemal'in İzmir'de Latife (Uşaklıgil) Hanım'la evlenmesi. ( 5 Ağustos 1925'te ayrılmışlardır.)

17 Şubat 1923 - Gazi Mustafa Kemal'in İzmir'de ilk Türkiye İktisat Kongresi'ni açması.

13 Ağustos 1923 - Gazi Mustafa Kemal'in ikinci defa Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçilmesi.

11 Eylül 1923 - Gazi Mustafa Kemal'in Halk Partisi'ni kurması.

29 Ekim 1923 - Cumhuriyetin İlanı ve Gazi Mustafa Kemal'in ilk Cumhurbaşkanı seçilmesi.

1 Mart 1924 - Gazi Mustafa Kemal'in Büyük Millet Meclisi'ni açışı ve Halifeliğin kaldırılması ile öğretimin birleştirilmesi gereğini konuşmasında belirtmesi.

23 Ağustos 1925 - Gazi Mustafa Kemal'in Kastamonu'da ilk defa şapka giymesi.

3 Ekim 1926 - İstanbul'da Sarayburnu'nda Mustafa Kemal'in ilk heykelinin dikilmesi.

1 Temmuz 1927 - Gazi Mustafa Kemal'in Cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk defa İstanbul'a gelmesi.

15-20 Ekim 1927 - Gazi Mustafa Kemal'in CHP İkinci Kurultayı'nda tarihi büyük nutkunu söylemesi.

1 Kasım 1927 - Gazi Mustafa Kemal'in ikinci defa Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi.

4 Kasım 1927 - Gazi Mustafa Kemal'in Ankara Etnografya Müzesi önünde ve Yenişehir'de dikilen heykellerinin açılışı.

20 Mayıs 1928 - Afgan Kralı Amanullah Han'ın Gazi Mustafa Kemal'i Ankara'da ziyareti.

9-10 Ağustos 1928 - Gazi Mustafa Kemal'in Sarayburnu'nda Türk harfleri hakkındaki nutkunu söylemesi.

12 Nisan 1931 - Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Tarih Kurumu'nun kurulması.

4 Mayıs 1931 - Mustafa Kemal'in üçüncü defa Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi.

12 Haziran 1932 - Irak Kralı Emir Faysal'ın Ankara'da Mustafa Kemal'i ziyareti.

12 Temmuz 1932 - Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Dil Kurumu'nun kurulması.

4 Ekim 1933 - Yugoslavya Kralı Aleksandre'nin Gazi Mustafa Kemal'i İstanbul'da ziyareti.

29 Ekim 1933 - Gazi Mustafa Kemal'in Cumhuriyet'in onuncu yıldönümü dolayısıyla tarihi nutkunu söylemesi.

16 Haziran 1934 - İran Şehinşahı Rıza Pehlevi'nin Gazi Mustafa Kemal'i Ankara'da ziyareti.

24 Kasım 1934 - Büyük Millet Meclisi'nin Mustafa Kemal'e ATATÜRK soyadını veren kanunu kabul etmesi.

1 Mart 1935 - Atatürk'ün dördüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesi.

4 Eylül 1936 - İngiltere Kralı Edward VIII.'nin İstanbul'da Atatürk'ü ziyareti.

11 Haziran 1937 - Atatürk'ün, çiftliklerini Devlete ve bir kısım gayrimenkullerini Ankara Belediyesi'ne bağışlaması.

30 Mart 1938 - Atatürk'ün hastalığı hakkında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter- liğince ilk defa resmi tebliğ yayınlanması.

19 Haziran 1938 - Romanya Kralı Karol II'nin Atatürk'ü İstanbul'da ziyareti.

5 Eylül 1938 - Atatürk'ün vasiyetnamesini yazması. ( Açılış 28 Kasım 1938 )

16 Ekim 1938 - Atatürk'ün hastalık durumu hakkında günlük resmi tebliğler yayımına başlanması.

10 Kasım 1938 - Büyük Atatürk'ün Ölümü

21 Kasım 1938 - Atatürk'ün cenazesinin Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabre törenle konulması.

10 Kasım 1953 - Atatürk'ün nâşının, Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrinden Anıtkabir'e nakledilmesi.

1981 - UNESCO'nun aldığı bir kararla Atatürk'ün doğumunun 100. yılının bütün dünyada ATATÜRK YILI olarak kutlanması.



ATATÜRK DİYOR Kİ !

Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir. 1906

Ben askerliğin herşeyden ziyade sanatkarlığını severim. 1912

Savaş için düşmanı ordugahımızda beklemektense, onu uzaktan karşılamak yeğdir. 1914

Tarih bir milletin kanını, varlığını hiçbir zaman inkar edemez. 1919

Bütün ümidim gençliktedir. 1919

Bizim görüşümüz -ki halkçılıktır-kuvvetin, kudretin, egemenliğin, yönetimin doğrudan doğruya halka verilmesidir, halkın elinde bulundurulmasıdır. 1920

Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz. 1920

Büyük Türk ordusu! Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz ve daha sağlam bir askere rastgelinmemiştir. 1921

Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir. 1921

Hiçbir zafer amaç değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük bir amacı elde etmek için belli başlı bir vasıtadır. 1921

Millete efendilik yoktur. Hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur. 1921

Basın milletin müşterek sesidir. Başlıbaşına bir kuvvet, bir okul, bir öncüdür. 1922

Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür. 1922

Yarım hazırlıkla, yarım tedbirle taarruz, hiç taarruz etmemekten daha fenadır. 1922

Bayrak bir milletin bağımsızlık alametidir. Düşmanın da olsa hürmet etmek lazımdır. 1922

Eğitim işlerinde behemahal muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin hakiki kurtuluşu ancak bu surette olur. 1922

Her çiftçi ailesinin geçineceği ve çalışacağı toprağa sahip olması mutlaka lazımdır. Vatanın sağlam temeli ve bayındır hale getirilmesi bu esastadır. 1922

"Zamanın değişmesi ile hükümlerin değişmesi inkar olunamaz" kaidesi adalet sistemimizin temel taşıdır. 1922

Türkiye' nin gerçek efendisi, hakiki üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstehak olan köylüdür. 1922

Okulun vereceği ilim ve irfan sayesindedir ki Türk Milleti, Türk Sanatı, Ekonomisi, Türk Şiir ve Edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir. 1922

Okul, genç beyinlere insalığa saygıyı, millet ve ülkeye sevgiyi, bağımsızlık onurunu öğretir. 1922

Biz barış istiyoruz dediğimiz zaman tam bağımsızlık dediğimizi herkesin anlaması gerekir. 1923

Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. 1923

Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner. 1923

Memleket mutlaka modern medeni ve yeni olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır. 1923

Yeni Türkiye Devleti temellerini süngüyle değil, süngünün de dayandığı ekonomi ile kuracaktır. Yeni Türkiye Devleti cihangir bir devlet olmayacaktır. Fakat yeni Türkiye Devleti bir ekonomi devleti olacaktır. 1923

Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur. 1923

Devrim yasası, eldeki yasaların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça, başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır. 1923

Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir. 1923

Toplumdaki başarısızlığın sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır. 1923

Kadınlarımız erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha çok bilgili olmak zorundadırlar. 1923

Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak! 1923

Bizim dinimiz, ulusumuza, değersiz, miskin ve aşağı olmayı salık vermez. Tersine Allah da, Peygamber de insanların ve ulusların onur ve şereflerini korumalarını buyuruyor. 1923

Kılıç ve saban; bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup oldu. 1923

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. 1923

Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Birgün o doğa ******, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu... Türk budur. YIldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.

Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir. 1924

Bütün dünya bilsin ki, benim için bir yandaşlık vardır: Cumhuriyet yandaşlığı, düşünsel ve toplumsal devrim yandaşlığı. Bu noktada yeni Türkiye topluluğunda, bir bireyi bunun dışında düşünmek istemiyorum. 1924

Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir. 1924

Türk milletinin istidatı ve kati kararı medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir. 1924

Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir. 1924

Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır. 1924

Öğretmenler! Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister. Yeni nesli bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir. 1924

Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. 1925

Zafer "Zafer benimdir" diyebilenindir. Başarı "Başaracağım" diye başlayanın ve "Başardım" diyebilenindir. 1925

Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre malik olmak, seçtiği dinin icaplarını yapmak ve yapmamak hak ve hürriyetlerine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz. 1925

Tüketici yaşamak iyi değildir. Üretici olalım. 1925

Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağımıza uygun ve bütün mana ve biçimiyle uygar bir toplum haline değiştirmektir. 1925

Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca, hürriyet ve istiklale sembol olmuş bir milletiz. 1927

Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. 1927

Bomba sırtı olayı (14 Mayıs 1915) çok önemli ve Dünya savaş tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir olaydır. Karşılıklı siperler arası 8 metre, yani ölüm kesin. Birinci siperdekilerin hepsi kurtulmamacasına düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerlerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğuk kanlılıkla biliyormusunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur' an-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenlerse Kelime-i şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebriğe değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale savaşlarını kazandıran bu yüksek ruhtur.



ATATÜRK HAKKINDA NE DEDİLER ?

Atatürk hakkında ölümünden önce ve sonra birçok yabancı devlet adamı ve yabancı basın tarafından övgü dolu birçok söz söylenmiş ve yabancı gazete ve dergilerde de birçok makale yayınlanmıştır.Gerçekten de Atatürk sadece Türkiye sınırları içinde kalmamış, görüş ve düşünceleriyle bütün toplumlara ve bütün ezilmişlere yol göstermiştir. Bunun nedeni de bence fikir ve görüşlerini bir diktatör gibi değil, bir arkadaş, bir baba, bir vatandaş olarak Türk ve dünya halkına kabul ettirmesidir. Zorla değil, herşeyin gerçeklerini ortaya koyarak, kendi halkına açıklamasıdır.
Mustafa Kemal hakkındaki bilgiyi, O'nu çok iyi tanıyan birisinden edindim. SSCB'nin Dışişleri Bakanı Litvinof'la görüşürken, onun fikrince bütün Avrupa'nın en değerli ve ilgi çekici devlet adamının bugün Avrupa'da yaşamadığını, Boğazların gerisinde, Ankara'da yaşadığını, bunun Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olduğunu söyledi.
( Franklin D. Roosvelt, ABD Başkanı, 1937 )

Beyaz Saray'daki görevim tamamlanınca ilk yapmak istediğim şey, zamanımızın bu en dikkate değer şahsiyetini ülkesinde ziyaret etmekti. Kader buna izin vermedi. Bu çapta insanlar dünyaya sık gelmezler.
( Franklin Roosevelt, ABD Başkanı )

Yüzyıllar nadir olarak dahî yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dahî çağımızda Türk Milleti'ne nasip oldu.
( D. Lloyd George, İngiltere Başbakanı, 1922 )

Savaşta Türkiye'yi kurtaran, savaştan sonra da Türk Ulusu'nu yeniden dirilten Atatürk'ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır. Her sınıf halkın O'nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahramana ve modern Türkiye'nin Ata'sına layık bir tezahürden başka birşey değildir.
( Winston Churchill, İngiltere Başbakanı, 1938 )

Mustafa Kemal sosyalist değildi. Fakat görülüyor ki iyi bir teşkilatçı, yüksek anlayışlı, ilerici, iyi düşünceli ve akıllı bir önderdir. O, soygunculara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına ve Sultanı da yaranıyla birlikte alt edeceğine inanıyorum.
( V. İliç Lenin, Rus İhtilali Lideri, 1921 )

Paşa, size nasıl hayran olmayayım? Ben Fransa'da laik bir hükümet kurmuştum. Bu hükümeti Papa'nın Paris'teki temsilcisinin yardımı ile papazlar devirdi. Sizse bir Halifeyi kovdunuz ve gerçek anlamıyla laik bir devlet kurdunuz. Siz, bu taassup içinde laikliği bu topluma nasıl kabul ettirdiniz? Dehanızın büyük eseri laik bir Türkiye yaratmak olmuştur.
( Edouard Herriot, Fransa Eski Başbakanı, 1933 )

Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökten değişiklik pek seyrek gerçekleşir... Bu olağanüstü işleri yapanlar, hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamıyla büyük adam niteliğine hak kazanmışlardır. Ve bundan dolayı Türkiye övünebilir.
( Eleftherios Venizelos, Yunanistan Başbakanı, 1933 )

Kemal Atatürk için daimî bir anıt tesisi münasebetiyle Türkiye'ye tebriklerimi arz ile gurur duyuyorum. O'nun gösterdiği yolda yürüyen büyük ulusunuz çok önemli başarılar elde etmiştir. Türk birliğinin ve ilerleyişinin mimarı Atatürk'ün hatırasını anmak için yapılan bu tören, dünyanın her tarafından hür insanlara ilham kaynağı olmuş bir zata çok yerinde bir saygıdır.
( Dwight D. Eisenhower, ABD Başkanı, 1953 )

Sakarya Savaşı, Sakarya Zaferi, yirmi yaşımın en kuvvetli hatırası olmuştur. O zamanlar, kendi kendime diyordum: Acaba ben de ulusumu böylesine seferber edemez miyim, onun ruhuna bu kurtarıcı hamleyi, bu dizgin tanımaz ihtirası aşılayamaz mıyım?
( Habib Burgiba, Tunus Devlet Başkanı, 1965 )

Büyük Atatürk'ün ölümünün 25. yıl dönümü nedeniyle Fransız Ulusu'nun, Türk Ulusu'na karşı duymakta olduğu sadık dostluk duygularını dile getirmek isterim. Türkiye Tarihi, bugün, her zamandan çok Batı ve Avrupa tarihinden ayrılmaz bir durumdadır. Ve Atatürk'ün bu yöndeki gayretleri sonuçsuz kalmamıştır. Memleketlerimiz arasındaki yüzyılları aşan dostluk, bu gelişmenin temelini oluşturur. ( Charles de Gaulle, Fransa Devlet Başkanı, 1963 )

O, Türkiye'yi kurmakla bütün dünya uluslarına Müslümanların seslerini duyuracak kudrette olduğunu ispat etti. Kemal Atatürk'ün ölümüyle Müslüman dünyası en büyük kahramanını kaybetmiştir. Atatürk gibi bir önder önlerinde bir ilham kaynağı olarak dikildiği halde Hind Müslümanları bugünkü durumlarına hâlâ razı olacaklar mı? ( Muhammed Ali Cinnah, Pakistan'nın Kurucusu, 1954 )

Kemal Atatürk, yalnız bu yüzyılın en büyük liderlerinden biri değildir. Biz Pakistan'da O'nu, gelmiş geçmiş bütün çağların en büyük adamlarından biri olarak görüyoruz. O, yalnız sizin ulusunuzun sevgili önderi değildir. Dünyadaki bütün Müslümanlar, gözlerini sevgi ve hayranlık duygularıyla O'na çevirmişlerdir.
( Eyüp Han, Pakistan Devlet Başkanı, 1963 )

Yakın ve Orta Doğu'da ilk cumhuriyet, doğuşunu O'na borçludur. Bu cumhuriyet, birçok ulusun Atatürk'ün yönetimindeki Türkiye'nin uluslararası otoritesi yükselmiş ve ülkesi dünya siyasetinde önemli bir rol oynamaya başlamıştır.
( Nikita S. Hruşçef, Sovyetler Birliği Başkanı, 1963 )

Atatürk adı insana bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihî başarılarını, Türk Ulusu'na ilham veren önderliğini, modern dünyayı anlayışındaki ileri görüşlülüğü ve bir askeri önder olarak kudret ve cesaretini hatırlatmaktadır. Şüphesiz ki, Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu ve o zamandan beri Atatürk'ün ve Türkiye'nin giriştiği derin ve geniş devrimler kadar bir ulusun kendisine olan güvenini daha başarıyla belirten bir başka örnek gösterilemez.
( John F. Kennedy, ABD Başkanı, 1963 )

Kemal Atatürk veya bizim O'nu o zamanlar tanıdığımız ismiyle Kemal Paşa, gençlik günlerimde benim kahramanımdı. Büyük devrimlerini okuduğum zaman çok duygulandım. Türkiye'yi modernleştirme yolunda, Atatürk'ün giriştiği genel çabayı büyük bir takdirle karşıladım. O'nun dinamizmi, yılmaz ve yorulmak bilmezliği insanda büyük bir etki yaratıyordu. O, Doğuda modern çağın yapıcılarından biridir. O'nun en büyük hayranları arasında bulunmakta devam ediyorum.
( Cavaharlal Nehru, Hindistan Başbakanı, 1963 )

Bütün dünya 10 Kasım'da, biz Almanların da dostluk ve saygıyla bağlı olduğumuz bir insanın hayatını ve eserlerini takdirle anmaktadır. Atatürk, daima Türkiye ile Avrupa arasındaki sıkı bağlar kurmaya çalışmıştır.
( Ludwig Erhard, Batı Almanya BAşbakanı, 1963 )

Mustafa Kemal ismini bundan 50 yıl önce seçkin bir Türk komutanı olarak duymuştuk. Daha sonra barışın kuruluşuyla devlet adamlığı özelliklerini ortaya koymak fırsatını elde etmesi, büyük millî önderlerden biri olarak O'na tarihin en yüce mevkilerinden birini kazandırmıştır. O kahraman ve cesur askeri saygıyla, modern Türkiye'nin gerçek babası olan devlet adamını da hayranlık ve şükranla anıyoruz.
( Sir A. Douglas Home, İngiltere Başbakanı, 1963 )

Atatürk'ün Türk Dili Devrimi'ni gerçekleştirmesi ve dinle siyaseti birbirinden ayırarak Türk Toplumu'nun modernleşmesini sağlamak yolundaki çabalarına karşı büyük bir hayranlık duymaktayız. ( Hayato İkeda, Japonya Başbakanı, 1963 )

Ben Türk - Alman dostluğunu yakından tanıyan bir neslin ******yum. Küçük yaşımda bir adamın kahramanlıklarını, yaptığı hizmetleri, ülkesi için giriştiği özverileri gördüm. Bu adam Mustafa Kemal'di. Bugün daha iyi kavrıyorum ki, o insan büyük bir devlet adamıydı. Büyüktü, çünki, ölçüyü korumasını her zaman bildi ve eserini tehlikeye sokacak sınırları aşamadı. Yürekliliğin ve kendi yürekliliğinin sınırlarını da çizebilecek kadar anlayışlıydı. ( Kurt G. Kiesinger, Federal Almanya Başbakanı, 1968 )

Çağımızda, uzak görüşlü, cesur, siyasî, sosyal ve ekonomik reformlarla Türkiye'yi bugünki modern cumhuriyet durumuna getiren Atatürk'tür. Aynı zamanda bugün Türkiye'nin Avrupa Ortak Pazarı'na girebilecek güce erişmesini sağlayan modern ekonominin temelini hazırlayan da gene O'dur. ( Joseph Luns, Hollanda Dışişleri Bakanı, 1963 )

Asker - devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biriydi. Kendisi, Türkiye'nin en ileri memleketler arasında hakettiği yeri almasını sağlamıştır. Gene O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını oluşturan, kendine güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir. Ben Atatürk'ün sadık arkadaşlarından biri olmakla büyük övünç duyuyorum. ( General Douglas MacArthur, ABD Uzak Doğu Kuvvetleri Başkomutanı, 1963 )

Marmara kıyısındaki sıcak, toz toprak içinde, eciş bücüş yollu ikinci sınıf kıyı kasabası Mudanya'da, Batı ile Doğu karşı karşıya geldiler. İsmet Paşa ile görüşecek Müttefik generallerini taşıyan İngiliz sancak gemisi "İron Duke"nin kül rengi öldürücü kulelerine rağmen, Batılılar buraya barış dilenmeye geliyordu; yoksa barış istemeye, ya da şartlarını dikte etmeye değil... Bu görüşmeler, Avrupa'nın Asya üzerindeki egemenliğinin sonucunu gösteriyor. Çünki Mustafa Kemal, herkesin bildiği gibi, Yunanlıları silip süpürmüştü. ( E. Hemingway, Amerikalı Romancı - Yazar, 1922 )

Bir insanın değerinin en belirli ölçüsü kendi alanındaki üstünlüğünü dostuna düşmanına kabul ettirebilmesindedir. İşte Atatürk bu yüceliğe ermiş dahilerden biridir. Bir ihtilalci olarak modern Türkiye'yi yaratmış, davasında muzaffer olmuş ve yüzyılımızın büyük devlet adamları arasına katılmıştır. ( W. Somerset Maugham, İngiliz Romancı - Yazar, 1953 )

Sevr'den sonra Türkiye'nin öldüğünü sanmıştım. Ama Türkiye yaşıyor; hem, Mustafa Kemal başına geçeli beri öylesine canlı yaşıyor ki, bir Lloyd George'un bütün çabaları, bütün imkânları, sağduyuya meydan okuyan bu şiddetli yaşama isteğinin karşısında erimekten başka birşey yapamıyor. ( Claude Farrêre, Fransız Romancı - Diplomat, 1930 )

Bizim aslımız rengi uçmuş bir kıvılcımken O'nun bakışlarıyla cihanı kaplayan ve aydınlatan bir güneş haline geldik. ( İkbal, Pakistan Millî Şairi )

Atatürk, tarih boyunca gelip geçmiş en büyüp devlet adamlarından biridir. Hiçbir zaman yaşadığı zamanın üzerinde durmamış, ileriyi görerek ona göre iş yapmıştır. Atatürk'ü Mussolini ve Hitler gibi yöneticilerden ayıran nokta işte bu niteliktir. Onlar her yaptıklarında kendilerini düşünerek hareket ediyorlardı. Atatürk, kendisinden ötesini, 20 - 30 yıl ilerisini görerek hareket ederdi. ( Lord Kinross, İngiliz Devlet Adamı, 1960 )

Tarihte çok az kimse halkına ve vatanına Atatürk kadar faydalı olmuştur. El ele, gönül gönüle güzel yurdumuzda huzur, barış ve anlayış içinde, sola sağa sapmadan Atatürk'ün hedefinde yaşayalım. ( Şnork Kalutsyan, Türkiye Ermenileri Patriği, 1981 )

Bu gibi dehalar ancak görünüşte ölürler. Çünki, gerçekte ulusların anlayışlarında derin ve silinmez izler bırakan eseriyle, daima yaşarlar. Böyle insanlar, bir kuşak için doğmadıkları gibi, belli bir devre için de doğmazlar. Bu gibi insanlar, uluslarının bu gibi nimetler kaynağından durmaksızın yararlanmalarına imkân vermek suretiyle yüzyıllarca ulusların tarihlerine egemen olacak insanlardır. ( Tahran Gazetesi, İran )

Tarih çok büyükler gördü. İskenderler'i, Napolyon'ları, Washington'ları gördü. Fakat yirminci yüzyılda büyüklük rekorunu Atatürk, bu Türk oğlu Türk kırdı. ( L'Illustration, Fransa )

Dünya, Türkiye'nin Batı görüş ve inanışı içinde yeniden kurulması gibi heyecanlı bir olaya asla şahit olmamıştır. ( Social Demokraten, İsveç )

Kadınlar başka hiçbir ülkede bu kadar hızla ilerlememişlerdir. Bir ulusun bu derece değişmesi, tarihte, gerçekten eşi olmayan bir olaydır. ( Daily Telgraph, İngiltere )

Özgürlük mücadelemiz sırasında Türk Kurtuluş Savaşı'ndan ve Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkelerinden çok etkilendik. Atatürk'ün milliyetçilik, laiklik ve demokrasi ilkeleri, ülkemin gelişmesinde çok etkili oldu. ( Naman Narayanan, Hindistan Cumhurbaşkanı )

Vatanımın bağımsızlığı uluslararası bir gerçek olduğu gün, Allah'a şükürden sonra ilk hatırladığım isim, Gazi Mustafa Kemal Atatürk oldu. Ümit kapılarının kapandığı bunalım anlarında, O'nun destan olan yaşamı ve savaşımı bana esin kaynağı oldu. ( Habib Burgiba, Tunus Devlet Başkanı, 1955 )

İslam dünyasının büyük insan yetiştirme gücünü yitirdiğini öne sürenler, Atatürk'ü hatırlamalı ve utanmalıdırlar. ( Tahran Gazetesi, İran, 1939 )

Atatürk, aşı dumanlı doruklarda yüce bir dağ tepesidir. Siz O'na yaklaştıkça o yükselir ve aranızdaki mesafe sonsuza değin aynı kalır. Devirlerinde büyük gözüken, zamanla küçülen benzerlerinden farkı budur ve böyle kalacaktır. ( Arriba Gazetesi, Portekiz, 1938 )

Dünya, bu savaş ve barış kahramanı büyük adamın ölümü ile yoksul düşmüştür. Gücü, zorlukları yenme kararı ve yiğitliği ile, aman bilmeyen galiplerin uygulamaya kalkıştıkları pranga siyasetini ilk kıran Atatürk'tür. ( Pester Llyd Gazetesi, Macaristan, 1938 )

Eğer tarih bir kalbe sahip olsaydı, Mustafa Kemal'i mutlaka kıskanırdı. ( Tchang Yang Yee Pan Gazetesi, Çin, 1958 )

Mevcut rütbelerin hepsini kaldırdığı bir ülkede, Mustafa Kemal bütün rütbeleri kazanmıştır. Türkiye'de düşünülebilecek en şerefli isim O'na verilmiştir. ( Marcel Sauvage )

İşte Mustafa Kemal karşımda duruyor. Kendimi kaptırmaktan alamadığım bir heyecanla O'na bakıyorum. Görünüş bir kere daha aldatmıyor insanı. İşçi yaptığı işe benziyor. Uzun ve sert bir yüz, düşünceyi belirten derin çizgilerin yer ettiği geniş bir alın, enerji dolu bir çene, iki buzul gibi mavi gözler. İşte göze çarpan ilk şeyler bunlar. Aşırı derece bir soğukkanlılık, hiçbir gücün bükemediği bir irade ve bıkmak, usanmak nedir bilmeyen bir dikkaat ve düşünme yeteneği. İşte size son derece hareketsiz olduğu için adeta göz kamaştıran yüzün açığa vurduğu özellikler. ( Claude Farrer )

Mustafa Kemal'in tasarladığı düşünce devrimi, zaten gerekliydi diye, bazı Batılıların basit bulabilecekleri bir devrimi içine alıyordu. Kendisine haklı olarak Atatürk, yani Türkler'in Ata'sı denen Mustafa Kemal, girişim ve umutlarının gürültüsüyle ortalığı ayağa kaldırmadan çalıştı. Dünyanın, insana şaşkınlık veren bu eser hakkında pek az şey bilişi de herhalde bundandır. Bu eser, İngiliz, Fransız ya da Rus inkılapçılarının eserine hiçbir bakımdan benzemez. Bu ülkelerden hiçbiri, dile, yazıya dokunabilmeyi akıllarının kıyısından bile geçirmemiştir. Ne Cromwell, ne Robespiere ve ne de Lenin ile arkasından gelenler, önderlik ettikleri ulusu, bilim felsefesi, düşünce yönetimi, kısacası alın yazısını değiştirme yoluna ***ürmeye kalkışmamışlardır. Mustafa Kemal, bunu yapan ve başaran adamdır. ( Georges Duhamel )

Türk Ulusu sonradan Mustafa Kemal Paşa'ya Atatürk adını verdi. Bence bu, ayağına kadar gelen; Osmanlı tahtı yerine, ulusunun gönlündeki tahtı üstün tutan bir öndere o ulusun gösterebileceği en yerinde şükran ifadesidir. ( Kont De Chambrun, Eski Fransız Büyükelçisi )

Mustafa Kemal öldü. Barış kubbesinin Doğu sütunu yıkıldı. Artık cihanda barışı kimse garanti edemez. ( Sanerwein )

Büyük güçlüklerden sonra yaratılan Mustafa Kemal Türkiyesi ve Mustafa Kemal uygarlığı sayısız yarınlar boyunca yaşamaya devam edecektir. Halkının ve özellikle O'nun deyimiyle "Türkiye'nin gerçek efendisi olan Türk Köylüsü'nün, o dürüst ve temiz insanların kalbinde ebediyen yaşayacaktır." Mustafa Kemal: "Biz ilhamımızı hayatın tâ kendisinden ve içinden yetiştiğimiz Türk Ulusu'ndan alıyoruz." demişti. Bugün, Anıtkabir'in yollarına düşmüş olan Türkler, o uzun yollarda, taşlara kazınmış rölyef ve heykellerde "Asker, Öğrenci ve Anandolu toprağının insanı olan Türk Köylüsü'nü" yani kendi benliklerini dile getiren bir görüntüyle karşılanıyorlar. Mustafa Kemal, düşüncelerinde kurduğu bir büyük uygarlığı gerçekleştirerek huzur içinde öldü. Yaktığı alev, daima yanacaktır. O Türklük'ün özgürlük ve ihtişam sembolüdür. ( Ünlü Amerikan Tarihçisi Charles E. Edenson, kapağında Atatürk'ün bir resmi bulunan Mankind adlı tarih dergisinde, Türk Kurtuluş Savaşı'nı anlatan uzun yazısında Atatürk'ten böyle bahsediyordu. )

Asker-Devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi. Kendisi Türkiye'nin, dünyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendine güvenme ve dayanım duygusunu vermiştir. Ben Atatürk'ün sadık arkadaşlarından biri olarak büyük iftihar duyuyorum.( General Douglas McArthur, Kasım 1963 )

Atatürk yalnız Türk tarihinin büyük bir siması değil, aynı zamanda bir büyük barış adamıdır. O'nun yeni Türkiye'yi yaratan eseri, yüzyıllara intikal eden bir anıt olarak kalacaktır. ( General ****ksas, Yunanistan Başbakanı )

İnsanı teslim alıcı gözlerinde fevkalade bir önderlik gücü var. Kalın kaşları sakin durmaz. Yüksek, entellektüel zirveler kalkar ve şaşılacak derecede geniş alnında derin çizgiler oyacak biçimde çatılır. Derisi açık renklidir, güneşten yanmıştır. Esmer değildir. Saçı sarımtrak kahverengidir. Ağzının temiz kesilmiş çizgileri ve çenesi kararlarının kesinliğini gösterir. Tetiktir, hazırcevaptır, dikkati çekecek derecede zekidir. ( Glayds Baker, Amerikalı Kadın Gazeteci )

O; şahsi kazanç ve söhret peşinde koşan basit bir diktatör değil, gelecek nesiller için sağlam temeller atmaya uğraşan bir kahramandı. ( Walter L. Wright Jr. )

Atatürk'ün dış münasebetler konusu üzerindeki görüşlerini inceleyen bir kimse, fikirlerinin değeri ve ifade edildikleri zamanı aşan manaları karşısında daima hayrete düşer. ( Awra M. Warren, ABD Büyükelçilerinden )

Büyük Atatürk'ün ufulünden dolayı teessürümüz o derece derin ve sonsuzdur ki, bunu ifade etmek için kelime bulamıyorum. Çünkü Atatürk, yalnız Türkiye'nin değil, bütün şarkın Ata'sı idi. ( Veli Han, Afganistan )

Türkiye'yi son ziyareti sırasında Anıtkabir'in altın defterine şu sözleri yazmıştı: "Atatürk artık rahatça ölebilirdi. Mademki ışık parlamakta, alev yanmakta ve memleket ilerlemekte devam ediyor..." ( General De Gaulle )

Mustafa Kemal sosyalist değil, fakat görülüyor ki iyi bir teşkilatçı, yüksek anlayışlı, ilerici ve iyi düşünceli, akıllı bir lider. Mustafa Kemal, soygunculara karşı bir Kurtuluş Savaşı veriyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına ve Sultanı da yaranı ile birlikte alt edeceğine inanıyorum. ( Lenin )

Ben şimdiye kadar on beş hükümdar ve cumhurbaşkanı ile özel ve resmi konuşmalar yaptım. Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa Kemal'de büyük bir ruh kudretinin esrarı var.( Sir Charles Townshend, İngiliz Generali, 1922)

Hayatının sonuna kadar ulusunun mutlak güvenliğiyle kurduğu devletin başında kalan muzaffer kumandanın kişiliği eşi görülmemiş bir karakter örneğidir. ( Comte Carlo Sforza, İtalya Eski Dışişleri Bakanı )

Öyle zamanlar oldu ki, anılar içinde benim eşsiz nitelikte gördüklerimi düzeltti: "- Hayır... Ben bunda yanılmışım. Eğer şöyle düşünseydim ve yapsaydım sonucu daha eksiksiz olacaktı." dediği az değildi.Gerçekçilik O'nun korkmadığı şeydi. ( General Charles H Sherrill, ABD Eski Elçisi )

Kuvvetli karakterli ve dünya ulusları arasında kendi ulusunun haklı durumu üzerinde kesin ve pratik görüşlü bir adam olarak O, hiçbir zaman kişisel söhret ve yükselme peşinde koşmadı. Yurdunun çıkarları her şeyin üstünde tutan ve ulusu için en faydalı sonuca varmaya çalışan bu zat, gücünü damarlarına işlemiş görev duygusundan alıyordu. ( A. Rawlinson, İngiliz Yarbayı )

Atatürk, yeni Türkiye'yi kılıcı ile kurtarmış ve dehası ile düzene sokmuştur. O'nun yaratıcı ruhunun ve coşkun yurtseverliğinin harekete geçmediği hiçbir alan yoktur. ( Polska Gazetesi, Polonya )

Padişahların gösterişini, halifeliğin çekiciliğini umursamayıp bakışlarını, ordularının belkemiği olan Anadolu çiftçisine sevgiyle yöneltti. ( Times Gazetesi, İngiltere )

Yeni Türk Devleti ile Ankara Andlaşması'nın imzalanması nedeniyle; "Bizi arkadan vurdu, dağ başındaki haydutlarla, Mustafa Kemallerle anlaştı" diyenlere Fransız Başbakanının Mecliste verdiği cevap başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O'nun tüm askerleri burada olsalardı, teker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böylesine kahraman bir andlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum. (Briand, Fransız Başbakanı, 1921)

O, yüce bir dağa benzer. Eteğinde yasayanlar bu yüceliği fark edemezler. Bu dağın azametini kavrayabilmek için, O'na çok uzaklardan bakmak gerekir. ( Claude Farrer, Fransız Edebiyatçısı )

"Almanya, Türk Milletinin bu ölçülmez derecede büyük ziyanından dolayı acısını samimi olarak katılmaktadır. Atatürk bütün dünyanın hayran kaldığı bir kalkınma yapan ilk devlet başkanı olmuştur." ( Beobahter Gazetesi, Almanya, 11 Kasım 1938 )

"Atatürk, ölümünden önce herkes tarafından saygı gösterilen, değer verilen güçlü, dinç, ve çalışkan bir Türkiye yaratma ülküsünü tamamiyle başardı." ( Elenikon Mellon Gazetesi, Yunanistan, 11 Kasım 1938 )

"Atatürk büyük bir şahsiyet, çok büyük bir komutan, politik bir dehadır." ( Excelesior Gazetesi, Fransa, 11 Kasım 1938 )

"Atatürk; milletin atası, kılıç,fikir, kalp ve irade adamı idi. milletin bu büyük evladı, aynı zamanda yirminci yüzyılın en büyük yurttaşıdır." ( Slova Gazetesi, Bulgaristan, 11 Kasım 1938 )

"O'nun idaresi altında Türkiye, Avrupa'nın kıymetli bir üyesi oldu." ( London Times Gazetesi, İngiltere, 11 Kasım 1938 )

"Atatürk'ün yaptıkları insanoğlunun kolay kolay yapabileceği şeylerden değildir. O; büsbütün başka bir insandı." ( El-Mısri Gazetesi, Mısır, 11 Kasım 1938 )

"Atatürk'ün ölümü ile dünya büyük bir liderini kaybetti." ( Gazeta Del Popolo Gazetesi, İtalya, 11 Kasım 1938 )

"Atatürk gibi dehalar sadece görünüşte ölürler. Oysa, gerçekleştirdikleri eserlerle daima hayattadırlar. ( Tahran Gazetesi, İran, 11 Kasım 1938 )

"Bu derece yüksek hilkatte bir adama sahip olduklarından dolayı, Türklere gıpta ediyoruz." ( Ceska Slova Gazetesi, Çekoslavakya, 11 Kasım 1938 )

"Hiç bir ülke, Atatürk'ün Türkiye'sinin gördüğü değişiklikleri bu kadar hızlı bir şekilde görmemiştir. Bugünün Türkiye'sinin tarihi Mustafa Kemal'in tarihidir." ( Dness Gazetesi, Bulgaristan, 11 Kasım 1938 )

"Atatürk zaferiyle, milletin hayatında bugünkü yeni merhaleye yol açmıştır." ( Polska Zbrozna Gazetesi,Polonya, 11 Kasım 1938 )

"Tarih silinmez harflerle bu devlet adamının adını hakkedecektir." ( Politika Gazetesi, Yugoslavya, 11 Kasım 1938 )

"Çok, pek çok devrimciler görüldü. Fakat hiçbiri Atatürk'ün cesaret ettiği ve muvaffak olduğu şeyi yapmadı." ( Messager D'Athenes Yunanistan Gazetesi, 11 Kasım 1938 )

"Atatürk, yirminci yüzyılın en büyük mucizesidir." ( National Tidence Gazetesi, Danimarka, 11 Kasım 1938 )

Atatürk'ün ölümüne, bütün dünya da, büyük bir devlet, büyük bir asker, büyük derecede şeferli bir şahsiyet olarak ağlamaktadır. İngiltere; önce cesur bir düşman, sonra sadık bir dost olarak tanıdığı büyük adamı selamlamaktadır. ( İngiliz Basınından )

Her memleket; milleti, zafer, refah, saadet yolunda ilerleten büyük adamlarına heykeller dikecektir. Fakat Türkiye'nin Kemal Atatürk'ün heykelinin yapılmasında kullanacak taşı bulmak için dağlarını deşmesi, karıştırması icap edecektir. Zira, Türkiye herkesin haset ettiği bir adama, dostlarının ve düşmanlarının hayran olduğu bir deha adamın kaybı yalnız Türkiye için değil, bütün medeniyet ve dünya için bir kayıp teşkil eden bir adama malik bulunmak bahtiyarlığına nail olmuştur. ( Yunan Basınından )

Biz Çinli'ler hepimiz bu mateme iştirak ediyoruz. Zira, büyük bir milletin çok sevilen büyük Ata'sının ölümü yalnız Türkiye için değil, aynı zamanda bizim kıtamızda ve bütün dünyada büyük bir boşluk bırakmıştır. ( Çin Basınından )

Atatürk, fevkalade bir devlet adamı, harb sonrası dünya tarihinin en mühim simalarından biriydi. Atatürk'süz Türkiye, büyük bir devlet olamaz. ( Fin Basınından )

Kemal Atatürk'ün karakterinin bir cephesini göstermek itibariyle bir noktayı hatırlatmak isterim. Bize savaşlarından birini anlatıyordu. Birdenbire durdu: Görüyorsunuz ya, dedi: Birçok zaferler kazandım. Fakat bunların en büyüğünden sonra bile her akşam, savas alanlarında ölen bütün askerleri düşünerek içimde derin bir keder duyuyorum. Cesaret ve zekasından başka yüreği bu kadar yüce olan böyle bir Şef'in, yurdu için mucizeler yaratmış olmasına şaşılabilir mi?... ( George Bennes, Vu Gazetesi, Fransa, 1938 )




BURSA NUTKU

TÜRK GENCİ İNKILÂPLARIN VE REJİMİN SAHİBİ VE BEKÇİSİDİR. BUNLARIN LÜZUMUNA, DOĞRULUĞUNA HERKESTEN ÇOK İNANMIŞTIR. REJİMİ VE İNKILÂPLARI BENİMSEMİŞTİR. BUNLARI ZAYIF DÜŞÜRECEK EN KÜÇÜK VEYA EN BÜYÜK BİR KIPIRTI, BİR HAREKET DUYDU MU: BU MEMLEKETİN POLİSİ VARDIR, JANDARMASI VARDIR, ORDUSU VARDIR DEMEYECEKTİR. HEMEN MÜDAHALE EDECEKTİR VE KENDİSİ ESERİNİ KORUYACAKTIR. POLİS GELECEKTİR, ASIL SUÇLULARI BIRAKIP SUÇLU DİYE ONU YAKALAYACAKTIR, MAHKEME ONU MAHKÛM EDECEKTİR. YİNE DÜŞÜNECEK: DEMEK ADLİYEYİ DE ISLÂH ETMEK, REJİME GÖRE DÜZENLEMEK LÂZIM DİYECEK. ONU HAPSE ATACAKLAR; KANUN YOLUNDAN İTİRAZINI YAPMAKLA BERABER, MECLİSE TELGRAFLAR YAĞDIRIP HAKLI VE SUÇSUZ OLDUĞU İÇİN TAHLİYESİNE ÇALIŞILMASINI, KAYRILMASINI İSTEMEYECEK, DİYECEK Kİ: BEN İMAN VE KANAATİMİN İCABINI YAPTIM. MÜDAHALE VE HAREKETİMDE HAKLIYIM. EĞER BURAYA HAKSIZ GİRMİŞ İSEM, BU HAKSIZLIĞI MEYDANA GETİREN SEBEP VE AMîLLERİ DÜZELTMEK DE BENİM VAZİFEMDİR.
İŞTE BENİM ANLADIĞIM TÜRK GENCİ...


GENÇLİĞE HİTABE
EY TÜRK GENÇLİĞİ!

BİRİNCİ VAZİFEN, TÜRK İSTİKLÂLİNİ, TÜRK CUMHURİYETİ'Nİ, İLELEBET, MUHAFAZA VE MÜDAFAA ETMEKTİR.

MEVCUDİYETİNİN VE İSTİKBALİNİN YEGÂNE TEMELİ BUDUR. BU TEMEL SENİN, EN KIYMETLİ HAZİNENDİR. İSTİKBALDE DAHİ, SENİ, BU HAZİNEDEN, MAHRUM ETMEK İSTEYECEK, DAHİLî VE HARİCî, BEDBAHLARIN OLACAKTIR. BİR GÜN, İSTİKLÂL VE CUMHURİYETİ MÜDAFAA MECBURİYETİNE DÜŞERSEN, VAZİFEYE ATILMAK İÇİN, İÇİNDE BULUNACAĞIN VAZİYETİN İMKÂN VE ŞERAİTİNİ DÜŞÜNMEYECEKSİN! BU İMKÂN VE ŞERAİT, ÇOK NÂMÜSAİT BİR MAHİYETTE TEZAHÜR EDEBİLİR.

İSTİKBAL VE CUMHURİYETİNE KASTEDECEK DÜŞMANLAR, BÜTÜN DÜNYADA EMSALİ GÖRÜLMEMİŞ BİR GALİBİYETİN MÜMESSİLİ OLABİLİRLER. CEBREN VE HİLE İLE AZİZ VATANIN, BÜTÜN KALELERİ ZAPTEDİLMİŞ, BÜTÜN TERSANELERİNE GİRİLMİŞ, BÜTÜN ORDULARI DAĞITILMIŞ VE MEMLEKETİN HER KÖŞESİ BİLFİİL İŞGAL EDİLMİŞ OLABİLİR. BÜTÜN BU ŞERAİTTEN DAHA ELîM VE DAHA VAHİM OLMAK ÜZERE, MEMLEKETİN DAHİLİNDE, İKTİDARA SAHİP OLANLAR GAFLET VE DALÂLET VE HATTA HIYANET İÇİNDE BULUNABİLİRLER. HATTÂ BU İKTİDAR SAHİPLERİ ŞAHSî MENFAATLERİNİ, MÜSTEVLİLERİN SİYASî EMELLERİYLE TEVHİD EDEBİLİRLER. MİLLET, FAKR U ZARURET İÇİNDE HARAP VE BîTAP DÜŞMÜŞ OLABİLİR.

EY TÜRK İSTİKBALİNİN EVLÂDI! İŞTE, BU AHVAL VE ŞERAİT İÇİNDE DAHİ, VAZİFEN; TÜRK İSTİKLÂL VE CUMHURİYETİNİ KURTARMAKTIR!

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET, DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA, MEVCUTTUR!

Mustafa Kemal ATATÜRK

ONUNCU YIL NUTKU

TÜRK MİLLETİ!
KURTULUŞ SAVAŞI'NA BAŞLADIĞIMIZIN ONBEŞİNCİ YILINDAYIZ. BUGÜN CUMHUTİYETİMİZİN ONUNCU YILINI DOLDURDUĞU EN BÜYÜK BAYRAMDIR.


KUTLU OLSUN!

BU ANDA BÜYÜK TÜRK MİLLETİ'NİN BİR FERDİ OLARAK BU KUTLU GÜNE KAVUŞMANIN EN DERİN SEVİNCİ VE HEYECANI İÇİNDEYİM.

YURTTAŞLARIM!

AZ ZAMANDA ÇOK VE BÜYÜK İŞLER YAPTIK. BU İŞLERİN EN BÜYÜĞÜ, TEMELİ TÜRK KAHRAMANLIĞI VE YÜKSEK TÜRK KÜLTÜRÜ OLAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ'DİR.

BUNDAKİ MUVAFFAKİYETİ TÜRK MİLLETİ'NİN VE ONUN DEĞERLİ ORDUSUNUN BİR VE BERABER OLARAK AZİMKÂRANE YÜRÜMESİNE BORÇLUYUZ.

FAKAT YAPTIKLARIMIZI ASLA KÂFİ GÖREMEYİZ. ÇÜNKİ DAHA ÇOK VE DAHA BÜYÜK İŞLER YAPMAK MECBURİYETİNDE VE AZMİNDEYİZ. YURDUMUZU DÜNYANIN EN MAMUR VE EN MEDENî MEMLEKETLERİ SEVİYESİNE ÇIKARACAĞIZ. MİLLETİMİZİ EN GENİŞ REFAH, VASITA VE KAYNAKLARA SAHİP KILACAĞIZ. MİLLî KÜLTÜRÜMÜZÜ MUASIR MEDENİYET SEVİYESİNİN ÜSTÜNE ÇIKARACAĞIZ.

BUNUN İÇİN, BİZCE ZAMAN ÖLÇÜSÜ GEÇMİŞ ASIRLARIN GEVŞETİCİ ZİHNİYETİNE GÖRE DEĞİL, ASRIMIZIN SÜRAT VE HAREKET MEFHUMUNA GÖRE DÜŞÜNÜLMELİDİR. GEÇEN ZAMANA NİSPETLE, DAHA ÇOK ÇALIŞACAĞIZ. DAHA AZ ZAMANDA, DAHA BÜYÜK İŞLER BAŞARACAĞIZ. BUNDA DA MUVAFFAK OLACAĞIMIZA ŞÜPHEM YOKTUR. ÇÜNKİ, TÜRK MİLLETİ'NİN KARAKTERİ YÜKSEKTİR. TÜRK MİLLETİ ÇALIŞKANDIR. TÜRK MİLLETİ ZEKİDİR. ÇÜNKİ TÜRK MİLLETİ MİLLî BİRLİK VE BERABERLİKLE GÜÇLÜKLERİ YENMESİNİ BİLMİŞTİR. VE ÇÜNKİ, TÜRK MİLLETİ'NİN YÜRÜMEKTE OLDUĞU TERAKKİ VE MEDENİYET YOLUNDA, ELİNDE VE KAFASINDA TUTTUĞU MEŞALE, MÜSPET İLİMDİR. ŞUNU DA EHEMMİYETLE TEBARÜZ ETTİRMELİYİM Kİ, YÜKSEK BİR İNSAN CEMİYETİ OLAN TÜRK MİLLETİ'NİN TARİHî BİR VASFI DA, GÜZEL SANATLARI SEVMEK VE ONDA YÜKSELMEKTİR. BUNUN İÇİNDİR Kİ, MİLLETİMİZİN YÜKSEK KARAKTERİNİ, YORULMAZ ÇALIŞKANLIĞINI, FITRî ZEKASINI, İLME BAĞLILIĞINI, GÜZEL SANATLARA SEVGİSİNİ, MİLLî BİRLİK DUYGUSUNU MÜTEMADİYEN VE HER TÜRLÜ VASITA VE TEDBİRLERLE BESLEYEREK İNKİŞAF ETTİRMEK MİLLî ÜLKÜMÜZDÜR.

TÜRK MİLLETİ'NE ÇOK YARAŞAN BU ÜLKÜ, ONU, BÜTÜN BEŞERİYETE HAKİKî HUZURUN TEMİNİ YOLUNDA, KENDİNE DÜŞEN MEDENî VAZİFEYİ YAPMAKTA, MUVAFFAK KILACAKTIR.

BÜYÜK TÜRK MİLLETİ, ON BEŞ YILDAN BERİ GİRİŞTİĞİMİZ İŞLERDE MUVAFFAKİİYET VAAD EDEN ÇOK SÖZLERİMİ İŞİTTİN. BAHTİYARIM Kİ, BU SÖZLERİMİN HİÇBİRİNDE, MİLLETİMİN HAKKIMDAKİ İTİMADINI SARSACAK BİR İSABETSİZLİĞE UĞRAMADIM.

BUGÜN, AYNI İNAN VE KATİYETLE SÖYLÜYORUM Kİ, MİLLî ÜLKÜYE, TAM BİR BÜTÜNLÜKLE YÜRÜMEKTE OLAN TÜRK MİLLETİ'NİN BÜYÜK MİLLET OLDUĞUNU BÜTÜN MEDENî ÂLEM, AZ ZAMANDA BİR KERE DAHA TANIYACAKTIR.

ASLA ŞÜPHEM YOKTUR Kİ, TÜRKLÜĞÜN UNUTULMUŞ BÜYÜK MEDENî VASFI VE BÜYÜK MEDENî KABİLİYETİ, BUNDAN SONRAKİ İNKİŞAFIYLA, ÂTİNİN YÜKSEK MEDENİYET UFKUNDA YENİ BİR GÜNEŞ GİBİ DOĞACAKTIR.

TÜRK MİLLETİ!

EBEDİYETE AKIP GİDEN HER ON SENE DE, BU BÜYÜK MİLLET BAYRAMINI DAHA BÜYÜK ŞEREFLERLE, SAADETLERLE HUZUR VE REFAH İÇİNDE KUTLAMANI GÖNÜLDEN DİLERİM.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Mustafa Kemal ATATÜRK



ATATÜRK'ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ
Atatürk'ün ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya çıktı. 1938 yılı başlarında Yalova'da bulunduğu sırada, ciddî olarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonuç verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara'ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu.
Bu tarihlerde Hatay sorununun gündemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana'ya geziye çıktı. Kızgın güneş altında askerî birliklerimizi teftiş edip tatbikat yaptıran Atatürk, çok yorgun düştü. Ülkü edindiği millî dava uğruna kendi sağlığını hiçe saydı. Güney seyahati hastalığının artmasına sebep oldu. 26 Mayıs'ta Ankara'ya döndükten sonra tedavi ve istirahat için İstanbul'a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu. Deniz havası iyi geldiği için, Savarona Yatı'nda bir süre dinlendi. Bu durumda bile ülke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul'a gelen Romanya kralı ile görüştü. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4 Temmuz 1938'de Hatay Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi Atatürk'ü çok sevindirip moralini düzeltti.
Temmuz sonlarına kadar Savarona'da kalan Atatürk'ün hastalığı ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı'na nakledildi. Fakat hastalığı durmadan ilerliyordu. O'nun hastalığını duyan Türk halkı, sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle iyileşmesini diliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eylül 1938'de vasiyetini yazıp servetinin büyük bir kısmını Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarına bağışladı.
Ekim ayı ortalarında durumu düzelir gibi oldu. Fakat, çok arzuladığı hâlde, Ankara'ya gelip cumhuriyetin on beşinci yıl dönümü törenlerine katılamadı. 29 Ekim 1938'de kahraman Türk Ordusu'na yolladığı mesaj, Başbakan Celâl Bayar tarafından okundu. "Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!" sözü ile Türk Ordusu'nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda "Türk vatanının ve Türk'lük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır" diyerek Türk Ordusu'na olan güvenini belirtmiştir.
Atatürk 1 Kasım 1938'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış töreninde de bulunamadı. Hazırladığı açılış nutkunu Başbakan Celâl Bayar okudu. Atatürk bu nutkunda ülkenin imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi konularındaki faaliyetleri açıkladı. Bundan başka eğitim ve kültür konularına da temas edip gençliğin millî şuurlu ve modern kültürlü olarak yetişmesi için İstanbul Üniversitesi'nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi'nin tamamlanması ve Van Gölü civarında bir üniversitenin kurulması için çalışmaların yapıldığını belirtti. Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarının çalışmalarından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Ayrıca Türk gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Beden Terbiyesi Kanunu'nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyeti belirtti. Atatürk, ölümüne kadar memleket meselelerinden bir an olsun uzak kalmamıştı.

Atatürk'ün hastalığı tekrar şiddetlendi. 8 Kasımda sağlığıyla ilgili raporlar yayımlanmaya başlandı. Bütün memleketi tekrar derin bir üzüntü kapladı. Her Türk'ün kalbi onun kurtulması dileğiyle çarpıyordu. Ancak, kurtarılması için gösterilen çabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu. Dolmabahçe Sarayı'nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe, insan için değişmez kanun, hükmünü uyguladı. Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrıldı. Bu kara haberle, yalnız Türk milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük, küçük bütün devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyı belirten mesajlar gönderdiler.
16 Kasım günü Atatürk'ün tabutu, Dolmabahçe Sarayı'nın büyük tören salonunda katafalka konuldu. Üç gün üç gece, gözü yaşlı bir insan seli ulu önderine karşı duyduğu saygı, minnet ve bağlılığını ifade etti. Cenaze namazı 19 Kasım günü Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda sarayın dış kapısına çıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul halkının gözyaşları arasında Gülhane Parkı'na ***ürüldü. Buradan bir torpido ile Yavuz zırhlısına nakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar, donanmamız ve törene katılmak için gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz zırhlısı cenazeyi İzmit'e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze, özel bir trene kondu. Atalarına son saygı görevlerini yapmak üzere toplanan halkın kalbinde derin bir üzüntü bırakarak Ankara'ya getirilmek üzere hareket edildi. Atatürk'ün vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, bakanlar, Genelkurmay Başkanı, milletvekilleri ile ordu ve devlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, Türkiye Büyük Mîllet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun cenazesi önünden saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü, sivil ve askerî yöneticiler ile yabancı devlet temsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyük bir tören yapıldı. Daha sonra Atatürk'ün tabutu katafalkta alınarak. Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu.

Türk milleti daha sonra, bu büyük insana lâyık, Ankara Rasattepe'de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953'te Etnografya Müzesinden alınan Atatürk'ün naaşı Anıtkabir'e getirildi. Burada yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan toprakları ile hazırlanan ebedî istirahatgâhına yerleştirildi.

Bu konu yada mesaj "www.turkishajan.com" sitesine aittir.
kadir isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu açCevapla

Etiketler
anlatımı , atatürkçülük , dersi , konu , konular , tarihi , tüm , İnkılap

Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Saat: 23:36.

Powered By vBulletin Version 3.x.x
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Tüm Telif Hakları TurkishAjan'a Aittir © 2008 - 2011
TurkishAjan.Com/Net/Org l Turk Hack ve Güvenlik Forumları



Sitemiz; hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. 5651 sayılı yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple sitemiz, "uyar ve kaldır" prensibini benimsemiştir. Yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri abuse[at]turkishajan[dot]com mail adresinden yada İletişim bölümünden bizlere ulaşabilirler.


5, 6, 9, 12, 8, 11, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 216, 151, 19, 328, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 141, 28, 29, 30, 176, 31, 32, 33, 34, 36, 37, 38, 39, 197, 193, 192, 189, 198, 48, 49, 191, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 190, 59, 60, 61, 62, 63, 199, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 211, 85, 86, 97, 98, 179, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 110, 194, 195, 196, 188, 120, 121, 122, 271, 136, 142, 140, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 177, 178, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 200, 201, 214, 215, 219, 235, 236, 270, 218, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 234, 242, 240, 269, 272, 233, 268, 247, 237, 248, 238, 239, 241, 243, 244, 245, 246, 251, 249, 250, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 321, 259, 260, 261, 262, 263, 264, 265, 266, 267, 273, 275, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 292, 317, 319, 318, 316, 310, 311, 312, 313, 314, 320, 324, 323, 326, 327,